(3402 S. K. m. 14)
Dava: H, Baş ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.03.2005 gün ve 187/123 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan 50-60 yıllık eklemeli zilyetliğe dayanarak 162 ada 36 ve 105 parsellere ait Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 162 ada 36 parsel hakkındaki davanın reddine, 162 ada 105 parsele ilişkin davanın kısmen kabulü ile fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 29.11.2004 günlü krokiye göre A harfi ile gösterilen 11.234 m2 yüzölçümündeki bölüme ait Hazine tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü Hazine vekili, redde ilişkin bölümü ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Anılan hüküm göz önünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacılar miras bırakanı Cömert Baş ve mirasçıları adına kadastro yolu ile belgesizden 88.766 m2 yer tescil edildiği tespit edilmiştir. Davacıların belgesizden kazanabilecekleri miktar 11.234 m2 dir. Mahkemece bu miktarda yerde 162 ada 105 parselden verildiğine göre, fazlaya ilişkin talebin ve 162 ada 34 parsel yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
2- 100.000.m2 yüzölçümündeki davaya konu 162 ada 105 parsel yapılan kadastro çalışmaları esnasında 06.03.1963 gün ve 2581 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Tespit dayanağı tapu kaydının oluşmasına esas 28.06.1962 tarihli belirtme tutanağına göre uygulanan 1936 tarih 38 ve 44 tahrir numaralı vergi kayıtlarının hali sınırı içermesi nedeniyle vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına belirtildiği anlaşılmaktadır. Paftaya göre dava konusu taşınmazın çevresinde mera ve benzeri Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, belirtme tarihinden önce davacılar miras bırakanı C. Baş tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunulduğunu, 1978 yılında ölümü üzerine davacılara kaldığını bildirmiş olmalarına ve kültür arazisi niteliğinde yerlerden olduğu ziraatçı bilirkişi tarafından açıklandığına göre bu taşınmaz bakımından yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan gerekçe ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları ise 2 numaralı bentte açıklanan gerekçe ile yerinde görülmediğinden reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı davacılara ait 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy