(4721 S. K. m. 676) (1086 S. K. m. 290, 428) (3402 S. K. m. 15)
Dava: M. K. (A. K. miras şirketi temsilcisi) ile Ö. K. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kulu Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 04.05.2004 gün ve 16/287 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu taşınmazın bir kısmının mirasçılar arasında yapılan rızai taksim sonucunda davacıların murisi A. K.'ya kaldığını, davalılardan Ö. K.'nın dava konusu taşınmazın tamamı hakkında tapu iptali ve tescil davası açarak taşınmazı kendi adına tescil ettirdiğini açıklayarak Ö. K. adına yapılan tescilin iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ö., dava konusu taşınmazın kendisine dedesinden kaldığını açıklayıp davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu kadastronun 37 numaralı parseli Toprak Tevzi Komisyonunun 3295 parseline tekabül etmektedir. Davalı Ö., 3295 parsel yönünden 7.10.1988 tarihinde Kulu Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmış, Mahkemenin 1988/629 esas, 1989/455 karar sayılı ilamıyla taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptaliyle Ö. K. adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Yerel mahkeme red gerekçesinde; kök muris İ. K.'nın terekesinin taksimine dair yapılan sözleşmeye mirasçılardan N.'nin katılmadığını, dolayısıyla taksim sözleşmesinin geçersiz bulunduğunu açıklamıştır. Gerçekten de, mirasçıların tamamının iştirakiyle yapılmayan taksim sözleşmeleri TMK.nun 676. maddesi hükmü gereği geçersizdir. Ancak, mahkemenin geçersiz olduğunu kabul ettiği taksim sözleşmesine değer vererek yazılı bu sözleşmenin aksinin HUMK. nun 290. maddesi hükmü gereği yine yazılı delille ispatı gerektiğinden bahisle davayı reddetmesi kendi içinde çelişkidir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15 inci maddesine göre iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiği hususu her türlü delille ispat edilebilir. Bu nedenle davacının iddiasını tanık deliliyle ispat etmesi mümkündür. Davacı muristen intikal eden eklemeli zilyetliğe dayandığına ve bu konuda davacı ve davalı tanıkları dinlendiğine göre; dinlenen tanık beyanları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy