(4721 S. K. m. 713)
Dava: İbrahim Arat ile Salih oğlu Çoban İbrahim aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Silivri Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.12.2004 gün ve 348/2026 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.10.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden İbrahim Arat vekili Avukat Kenan Öner Atay ve karşı taraftan davalı Kayyumu Avukat Gülderen Şahin geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 4886 parselin tapu maliki olan davalı Salih oğlu Çoban İbrahim'in yıllar önce köyü terk ettiğini, ölüm haberinin geldiğini, kendisinin ve mirasçılarının bilinmediğini, gaiplik kararı alacağını, 20 yılı aşkın süreden beri vekil edeninin tasarrufunda bulunduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalının Kayyumu, davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, gaiplik kararının alındığı tarihten itibaren kazanmak için yeterli 20 yıllık sürenin geçmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4886 parsel, kadastro çalışmasında Salih oğlu Çoban İbrahim adına kayıtlı K.Sani 1302 tarih 114 sayılı tapunun kapsamında kaldığı, bilinmeyen tarihte öldüğü, mirasçılarının belirlenemediği açıklanarak aynı kişi adına tespit edilmiş, 17.4.1980 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Dava, TMK. nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK. nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, ...aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir denilmiştir.
Somut olayda; davacı, 4886 parselin kayıt malikinin ve mirasçılarının kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşılmadığı, kim olduğu belirlense dahi 20 yıl önce ölmüş olduğunu, tapu kaydının intikal görmediğini, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile kanunda belirtilen koşullar altında zilyet olduğunu, hakkında gaiplik kararı aldırdığını, tapu kaydının TMK. nun 713/2. maddesi karşısında hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Açıklandığı üzere, davacı vekili anılan maddede düzenlenen tüm sebepleri sıralamış ve bunlara dayanılarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Kadastro tutanağında ve revizyon gören K.Sani 1302 tarih 114 sayılı tapu kaydında malikin Salih oğlu Çoban İbrahim olduğu yazılıdır. Bu belirlemeler karşısında, tapu malikinin kim olduğunun tapu kaydından anlaşıldığının kabulü gerekir. Davacı vekili diğer yandan tapu malikinin ölüm nedenine dayanarak da tescil isteğinde bulunmuş ise de dosya içeriğine göre malikin öldüğünü kanıtlayamamıştır. Davacının gaiplik kararına dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil isteğine gelince; Dairemizce de kabul edilen Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamalarına göre, tapu maliki hakkında alınan gaiplik kararı nedeniyle söz konusu tapu kaydının iptaline karar verilmesi için, gaiplik kararının kesinleştiği tarihten itibaren koşullarına uygun olarak 20 yıllık kazanmaya yeterli zilyetlik süresinin geçmesi gerekir. Somut olayda tapu maliki hakkındaki gaiplik kararı eldeki dosyanın devamı sırasında açılmış olup, az yukarıda belirtilen süre geçmediğinden bu yöndeki kazanma koşulları da oluşmamıştır.
Sonuç: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun görülen yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 400 YTL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı kayyumuna verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy