(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ali Kaymakçı ile Hazine, Karabürtlen Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Ula Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.01.2005 gün 38/2 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve Orman Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 20 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeninin adına kayıtlı 2056 parselin çevresinde yer alan taşınmaz bölümlerinin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Orman İdaresi Genel Müdürlüğü vekilleri, tescil konusu taşınmaz bölümlerinin ormandan açıldığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece 26.05.2004 günlü krokide C harfi ile gösterilen 341,90 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmaz bölümlerinin dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile davacı tarafından koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi imar ve ihyası yapılmış, teraslanarak narenciye bahçesi haline getirilen dava konusu taşınmaz bölümünün kültür arazisi niteliğinde, ormancı bilirkişi 1968 yılında kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı adına kayıtlı 2056 parselin imar affı uyarınca tapuya tescil edildiği ileri sürülmüş ise de, tapu kaydına göre dava konusu yer 2001 yılında idari yoldan İl Özel İdare Müdürlüğü adına tespit edilmiş, 01.10.2001 tarihinde tapudaki satış ve devirle davacıya geçmiştir. Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında, dava konusu taşınmazın mülkiyete konu olmadığından kadastro harici bırakıldığı bildirilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda, taşınmazın tespit dışı bırakıldığı tarih ve o tarihteki niteliğinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, tespit dışı bırakılan bir yerin imar-ihya veya zilyetlik yoluyla tapuya tesciline karar verilebilmesi için tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekir. Taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi belirlenmediği için kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı anlaşılmadığı gibi, niteliği itibariyle kazanılacak yerlerden olup olmadığı da anlaşılmamaktadır. Bu hususların Kadastro Müdürlüğünden sorulması, gerekirse pafta üzerinde inceleme yapılmak suretiyle aydınlığa kavuşturulması, bunlara göre kazanılan bir yer olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Bundan ayrı, krokide A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri dava konusu edildiği, gerekçe kısmında taşınmazın bu bölümleri üzerindeki kazanma koşullarının oluşmadığı açıklandığı halde, taşınmazın bu bölümleri yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. Kabul şekline göre de, harcın davacıya iadesine karar verilmesi doğru değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda, davacı tüm yargılama giderleri ve dava harçlarından sorumludur.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüne ayrı ayrı iadesine 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy