(4721 S. K. m. 426, 427, 431, 459, 713) (743 S. K. m. 376, 377, 381, 402, 639) (3402 S. K. m. 14) (442 S. K. m. 9, 10, 20, 23, 33) (5442 S. K. m. 9, 31) (3561 S. K. m. 1)
Dava: Dursun Toluay ile Hazine ve Tekbaş Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne dair Kiğı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.07.2004 tarih ve 42/27 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 6 parça taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğini temsilen çağrılan ve yargılama oturumlarına katılan Kiğı Eski Çarşı Mahallesi Muhtarı Tahsin Hatun ise, uyuşmazlık konusu taşınmazların davacıya ilişkin olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişi Ahmet Yavuz ve arkadaşının 02.12.2002 günlü rapor ve krokilerinde 1, 2, 4 ve 5 numara ile gösterilen taşınmaz parçaları hakkındaki davaların kabulüne, 3 numara ile gösterilen taşınmaz bölümü açısından davanın atiye bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 s. Yasanın 14. maddesi uyarınca açılan tescil davasıdır.
Davacı vekili, TMK. nun 713/1 (MK. nun 639/1) maddesi uyarınca kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Ancak davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Dava TMK. nun 713/1. madde ve fıkrası gereğince açılan tescil davası olup bu tür davalarda, TMK. nun 713/3. maddesi uyarınca Hazine ile birlikte taşınmaz köy sınırları içinde ise köy tüzel kişiliği, belediye sınırları içerisinde ise, ilgili belediye tüzel kişiliğinin taraf durumunda bulunması gerekir. Yani dava; yasal hasım halde bulunan Hazine ile kamu tüzel kişisi niteliğinde bulunan köy tüzel kişiliğine yöneltilerek açılması zorunludur. Davada davalı durumunda bulunan Tekbaş Köyü Tüzel Kişiliği temsil edilmemiştir. 03.10.2002 gününde yapılan keşifte dinlenen Kiğı Eski Çarşı Mahallesi Muhtarı Tahsin Hatun yaptığı açıklamada; Tekbaş Köyünün güvenlik sebebiyle boşaltıldığını, köy tüzel kişiliğine vekaleten bakmak üzere kaymakamlık tarafından görevlendirildiğini bildirmiştir.
Ne var ki, keşifte bulunan ve Tekbaş Köyünün temsilcisi olarak davaya katıldığını bildiren Kiğı Eski Çarşı Mahallesi Muhtarının beyanı ile köyün güvenlik sebebi ile boşaltıldığı anlaşılmıştır. O durumda öncelikle köyün gerçekten güvenlik sebebi ile boşaltılıp boşaltılmadığı, halen köyde; cami imamı ve öğretmen ile halktan kimsenin bulunup bulunmadığı ve Tekbaş Köyünün Tüzel Kişiliğinin devam edip etmediği hususları, ilçe kaymakamlığından sorulup belirlendikten sonra, şayet anılan köyde kimse yok, ancak köy, tüzel kişiliğini koruyor ise, bu takdirde aşağıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda işlem yapılması düşünülmelidir.
Şu durumda açılan davada köyün kim tarafından ve ne biçimde temsil edileceği sorununa gelince; 442 s. Köy Kanunu'nun 9 ve 10. maddeleri uyarınca köyü Köy Muhtarı temsil eder. Köy ile ilgili davalarda muhtar taraf durumunu almış ise, davada köyü temsilen, yetkili temsilciyi Köy Derneği seçer (442 s. Köy Yasası m. 20, 33/b). Köy Yasasının 23. maddesi uyarınca Köyün İmamı ile Muallimi veya Başmuallimi ihtiyar meclisinin her zaman azasıdırlar. Ancak, köy tamamen boş olup, hiçbir kişinin ikamet etmediği, Köy Yasasının konuya ait maddelerde belirtilen hiçbir organ ve kişinin de bulunmadığı, kısaca köyü temsil edecek hiçbir organın mevcut olmadığı ve buna bağlı olarak organ eksikliğini giderecek veya tamamlayacak bir durumun da olanaklı görülmediği anlaşılmaktadır. Köy Kanunundaki açık hükümler karşısında Vali veya Kaymakamın köyü temsil etmesi veya köyü temsilen bir yönetici ya da temsilci atamaları da mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki; Valilerin ve Kaymakamların hukuki durumları, görev ve yetkilerini düzenleyen 5442 s. İl İdaresi Kanunu'nun 9 ve 31. maddeleri ile sair maddelerinde; Köyde bu şekilde meydana gelen bir organ eksikliğinin giderilmesi veya tamamlanması yönünde Vali ve/veya Kaymakam'a görev ve yetki öngören (veren) bir hükme rastlanmamaktadır. Ne var ki, davada köy tüzel kişiliği; Kaymakam'ın talimatı ile Köy'ün idari işlerini gören (ki mahalle muhtarının yaptığı bu Adli ve idari işler dahi yok hükmünde olup, hukuki sonuç doğurmaz) mahalle muhtarı tarafından temsil edilmiş ise de, bu temsil görevi; 442 s. Köy Yasası ile 5442 s. İl İdaresi Kanunu'nun açık hükümleri karşısında yasal (yasal) dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Davalı köy yönünden, davada temsil eksikliği söz konusu olduğu anlaşıldığına göre, taraf teşkilinin sağlanmadığının (dava koşulunun yerine getirilmediğinin) kabulü gerekir. Nitekim Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 16.11.1951 tarih ve 454/883 s. kararında aynen Kaymakam'ın dava açmak için (köy adına dava açmak için olacak) bir kişiyi görevlendirme yetkisi yoktur. Kaymakam'ın görevlendirdiği kişi tarafından açılan davanın temsil eksikliği sebebiyle reddedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Ancak TMK. nun 713/1-3 madde ve fıkralarına dayalı olarak açılan tescil davalarının niteliği gereği temsil eksikliğinin yargılama sırasında giderilmesi mümkündür.
Şu halde, tüzel kişiliği devam eden bir köyün organ eksikliği ne biçimde giderilecek ve hakları ne biçimde korunacaktır? Bir kamu tüzel kişisi olan köye kayyım atanarak temsil eksikliğinin giderilmesi olanaklı mıdır? Bütün bu sorulara yanıt vermek için TMK. nun 1. maddesinin verdiği görev ve yetkiden hareketle TMK. nun ilgili hükümlerini incelemek suretiyle sonuca ulaşmak mümkün olabilecektir.
Kayyımlığı gerektiren haller ve temsil başlığını taşıyan TMK. nun 426/3. bendi (MK. nun 376/3. bendi) uyarınca kanuni temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa, aynı maddenin 1. fıkrası gereğince Vesayet Makamı (eskiden Sulh Mahkemesi şimdi ise Aile Mahkemeleri olur)... temsil kayyımı atar denilmektedir. Bundan başka, aynı Yasanın Yönetim-Kanun Gereği başlığını taşıyan 427/4 (MK. nun 377/4). bendi ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, TMK. nun 427/1. fıkrası gereği Vesayet Makamı... bir yönetim kayyımı (İdare kayyımlığı) atar hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim TMK. nun 427/4. bendi ile ilgili Hükümet Gerekçesi ise şöyledir; Maddenin (4) numaralı bendi bir kısım tüzel kişilerin sayılması yerine tüm tüzel kişileri kapsayacak biçimde kaleme alınmıştır. Buna göre herhangi bir tüzel kişi gerekli organlarından yoksun kalmışsa ve yönetimi başka bir kanuni yolla sağlanamıyorsa yönetim kayyımı tayin edilebilecektir biçimindedir. Şu halde, gerek madde metninde ve gerekse hükümet gerekçesinde Özel hukuk tüzel kişisi ya da kamu hukuku tüzel kişisi ayrımı yapılmadığına, tam aksine hüküm gerekçesinde maddenin .. tüm tüzel kişileri kapsayacak biçimde kaleme alındığı açıklandığına göre bir kamu tüzel kişisi olan köy tüzel kişiliğine de yönetim kayyımının atanması mümkün olabilmektedir. O durumda bütün bu somut ve hukuki olgular karşısında, ayrım yapılmaksızın tüm tüzel kişilere yönetim (idare) kayyımının atanmasında bir kuşku bulunmadığından, TMK. nun 426. maddesi çerçevesinde Vesayet Makamı tarafından anılan köyü davada temsilen temsil yetkisini haiz bir kişinin atanması gerektiğinin kabulü gerekir. Ayrıca bu konuda TMK. nun 459 (MK. nun 402), 431 (MK. nun 381). maddeleri ile Malmemurlarının kayyım tayin edilmesini öngören 3561 s. Yasa hükümleri de göz önünde tutulmalıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına 30.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy