(4721 S. K. m. 713) (1086 S. K. m. 76)
Dava: N. Alkan ile M. Dağdeviren ve müşterekleri, dahili davalılar K. Demirhan ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine Kaman Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.10.2004 gün ve 354/324 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 462 parseli kayıt maliki H. Dağdeviren'in mirasçılarından vekil edeninin 1961 yılında satın ve devraldığını, tapu kaydının intikal görmediğini, dava tarihine kadar koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, tapulu taşınmazın haricen satış ve devrinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 462 parsel 01.02.1954 tarihinde tapulama yoluyla H. oğlu M. Dağdeviren adına tespit edilmiştir. Kayıt maliki H. 19.4.1959 tarihinde vefat etmiş olup, tapu kaydı intikal görmemiştir.
Davacı vekili, dava konusu parseli kayıt malikinin mirasçılarının 1961 yılında vekil edenine satıp devrettiğini ileri sürmüştür. Tapulu bir taşınmazın Tapu Sicil Müdürü önünde yapılmayan satışı hukuken geçersizdir. Harici satışa dayanılarak iptal ve tescile karar verilemez. Mahkemenin bu yöndeki nitelendirmesi doğru ise de, somut olayda durum değişiklik arz etmektedir. Davacı, 1961 yılından sonraki zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Kural olarak tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla da edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun düzenlediği sınırlı hallerde böyle bir yer üzerinde geçen zilyetlik iktisap bakımından değer taşıyabilir. Bu durumda uyuşmazlığın TMK. nun 713/2. maddesi hükmü çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. HUMK. nun 76. maddesi hükmüne göre maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini tayin etmek hakime aittir. Madde numarası ileri sürülmemekle birlikte davacı vekili, 1961 yılından dava tarihine kadar geçen zilyetlik nedeniyle tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ileri sürmüştür. Diğer yönden dilekçenin içeriğine göre davada ölüm sebebine dayanılmıştır. Kayıt malikinin ölüm tarihinden dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmiş bulunduğuna göre tapu kaydı TMK. nun 713/2. maddesi hükmü karşısında hukuki değerini yitirmiş olmaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemenin ret gerekçesine katılmak mümkün olmamıştır. Davalı Hasan'a yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesinin tebliğ edilmesi, davadan haberdar edilmesi, yukarıda belirtilen açıklamalar karşısında toplanan delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy