(4721 S. K. m. 713)
Dava: H. Ceran ve müşterekleri ile Hazine ve Melikgazi Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kayseri 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.11.2004 gün ve 959/499 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu 127 parselin kadastro tespitinden önce vekil edenlerinin miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak kullanıldığını, ayrıca kayıt malikinin öldüğünü, kaydın intikal görmediğini, vekil edenlerinin tespit sonrası da 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parselin kadastro tutanağının kesinleştiği 1.6.1966 tarihinden 7.10.2004 dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parselin kadastro tutanağında 114 nolu parselin iktisap sebebinde açıklandığı gibi A. oğlu ölü Ş. mirasçıları adına 6.7.1965 tarihinde tespit edilmiş, tutanak 26.5.1966 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar vekili, tespit öncesi ve sonrası kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tespitten önceki sebep bakımından dava hak düşürücü süreyle karşılaşmıştır. Mahkemece, tespit öncesi sebep yönünden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki, davacılar vekili, kayıt maliklerinin tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan kişiler olduğunu ve 20 yıl kadar önce öldüğünü, kaydın intikal görmediğini, vekil edenlerinin koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, tespit sonrası sebep bakımından herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Başka bir anlatımla davacılar vekili, TMK. nun 713/2. maddesine dayanarak da iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki iddia ve açıklamalar göz önünde tutularak davacılar vekilinin dayandığı sebebin kendisine açıklattırılması, buna göre taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dayanılan ikinci sebep yönünden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Bundan ayrı, bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt maliki/mirasçılarına karşı, son mirasçı olması ihtimali göz önünde tutularak Hazineye karşı açılması yeterli olup, ayrıca Belediyenin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Belediye hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de, hüküm redde ilişkin olup Belediye yönünden sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy