(1086 S. K. m. 409, 428) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Osman Osman ve Mehmet Mermi ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kırıkhan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.05.2004 gün ve 196/265 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar Osman Osman ve Mehmet Mermi vekillerinin ayrı ayrı açtığı birleştirilen dava dosyası içerisindeki dava dilekçeleri ile miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle Hazine adına kayıtlı 143, 155, 192, 274, 276 ve 277 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerlerin Hazineye ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Osman Osman'ın açmış olduğu davanın HUMK. nun 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına, davacı Mehmet Mermi'nin 143, 155 ve 192 parseller hakkındaki davasının vazgeçme nedeniyle reddine, 274, 276 ve 277 parsellere ilişkin davacı Mehmet Mermi'nin davasının kabulüne, bu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kabulüne karar verilen 58200 m2 yüzölçümlü 274 parselin kadastro tutanağında öncesi itibariyle 143 ve 155 parsellerle tek parça halinde Hasan kızı Suriye uyruklu Emine Mermi'ye ceddinden intikalen geldiği, 1973 yılında içinde kalan Halepli Karakol binasına giden yol geçmesi nedeniyle 143 ve 155 parsellere bölündüğü, 155 parselin 1617 sayılı Kanunun 20. maddesi ile değişik 766 sayılı Tapulama Kanununun 33. maddesi hükmü uyarınca 20 dönümünün 155 parsel numarasıyla Emine Mermi adına, miktar fazlası olan dava konusu yerin 274 parsel numarasıyla 27.6.1976 tarihinde, Hazine adına, 121.300 m2 yüzölçüme sahip 276 parsel ile 107.200 m2 yüzölçümlü 277 parsellere ait kadastro tutanaklarında, 147 ve 270 parsellerle evvelce tek parça halinde senetsiz olarak Suriye uyruklu Osman oğlu İbrahim Arslan'a ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın süreden beri zilyet bulunduğu, uzun yıllar önce ölümüyle kesin olarak tayin edilmeyen mirasçılarına geçtiği, Mehmet Mermi'nin tahminen 15 yıl kadar önce Türk uyruğuna geçtiği, 147 ve 278 parselleri kapsayan 28.5.1940 tarih 28, 48 ve 49 nolu kayıtların genişletmeye elverişli dağ sınırını okuduğu, 1617 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü uyarınca her iki parsel 27.7.1976 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı Mehmet Mermi vekili, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mirasçılık belgesi ve dosya arasındaki belgelere göre, davacı Mehmet Mermi Kırıkhan ilçesi İncirli köyü nüfusuna kayıtlı Türk uyruklu bir kişidir. Esasen kadastro tutanağında da davacı Mehmet Mermi'nin seçimlik hakkını bu yolda kullandığı ve Türk uyruğuna geçtiği açıklanmıştır. Bu açıklamalar karşısında davacının Türk uyruklu olduğu hususunda duraksamamak gerekir. Diğer yönden, mirasçılık belgesine göre Osman oğlu İbrahim Arslan'ın tek mirasçısı davacı Mehmet Mermi'dir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava konusu yerlerin kadastro sırasında davacı adına tespit edilen yukarıda yazılı parsellerle birlikte tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği belirlenmiştir. Davalı Hazine vekili, bu yerler hakkında davacı aleyhine elatmanın önlenilmesi ve işgal tazminatına ilişkin davaların olumlu sonuçlandığını ileri sürmüş ise de, dava konusu yerler o tarihte Hazine adına tapuda kayıtlı olup, görülmekte olan davalarda derdesttir. Bu nedenle Hazinenin bu yöne ilişen itirazları da yerinde görülmemiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebeplere göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin itirazlarının REDDİNE,
Az önce de açıklandığı üzere 58.200 m2 yüzölçümlü 274 parsel Emine Mermi adına tespit ve tescil edilen 155 parselin 20 dönüm norm fazlası olup, toplanan delillere göre 274 parselin yapılan taksimle davacıya isabet ettiği bildirilmiştir. 276 ve 277 parsellerde vergi kayıt miktar fazlası olan yerlerdir. Yapılan uygulamaya göre davacının miras bırakanı Osman oğlu İbrahim Arslan adına yazılı her iki kayıtta dağ sınırını içeren 1940 tarih 28 tahrir numaralı vergi kaydının 277, aynı tarih 49 nolu vergi kaydının da 276 parseli kapsadığı belirlenmiştir. 28 tahrir numaralı vergi kaydının 4 hektar olan yüzölçümü sebebi açıklanmaksızın 1955 yılında 11 hektar 10 ar, 49 parselin de 50 ar olan yüzölçümü aynı tarihte 1 hektar 50 ar'a eklendiği açıklanmıştır. Mahkemece bu değişiklik ve sebebi üzerinde durulmamıştır. Bu durumda her iki vergi kaydının 1955 tarihinden itibaren ilk tesis kaydındaki yüzölçümlerinin çoğaltıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu açıklamalar karşısında davacının miras bırakanı adına vergide kayıtlı bulunan taşınmazların toplam yüzölçümü 16 hektar 160 ar olmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre, davacının aynı çalışma alanı içinde vergi kaydı dışında kalan taşınmazlar yönünden kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm kazanması mümkündür. Kabulüne karar verilen her üç parselin toplam yüzölçümü 286.700 m2 dir. Bunlardan ayrı, aynı çalışma alanı içinde 26.7.1972 tarihinden sonra senetsizden 112 parsel numarası ile 17.000 m2, 261 parsel numarasıyla 20.000 m2 yerin davacı adına tespit ve tescil edildiği bildirilmiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü göz önünde tutularak davacının belgesizden edindiği miktarlar nazara alınmak suretiyle kazanabileceği miktarın kesin olarak belirlenmesi, miktar fazlası yönünden gerekirse davacıya seçimlik hakkının hatırlatılması, kanunda yazılı limitler içinde davacı adına iptal ve tescil edilecek bölümlerin miktarlarının teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, belgesizden aynı çalışma alanında 100 dönüm yerin adına tescil edileceği hususu gözönünde tutularak geriye kalan miktar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, miktara ilişkin bu hususlar nazara alınmadan dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy