(4721 S. K. m. 713, 996) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: B. Çiftçi ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Arpaçay Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.01.2005 gün ve 76/5 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 131 ada 2 ve 3 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, temyiz dilekçelerinde taşınmazın meraya sınır teşkil edip etmediği, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü temyiz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her iki parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından aynı gerekçeyle temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayanarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, kazanma koşulları ve süresinin davacı taraf yararına gerçekleştiği anlaşıldığına göre aşağıda belirtilen husus dışında kalan Hazine'nin temyiz itirazlarının reddine,
Uyuşmazlık konusu 131 ada 2 nolu parsel 22.10.1991 tarihinde ham toprak niteliğiyle, aynı ada 3 nolu parsel ise aynı tarihte tarla niteliğiyle belgesizden Hazine adına tespitleri yapılmıştır. Her iki parsellerin kadastro tutanakları 04.03.1993 tarihinde kesinleştikten sonra Hazine adına tapu oluşmuştur. Hazine temsilcisi ilk hükümden sonra verdiği temyiz dilekçesinde ve yine son hükmü temyiz ederken verdiği temyiz dilekçesinde taşınmazın meraya bitişik olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden sayılıp sayılmadığı konusunda araştırma istediği ve bu yönde savunma yaptığına göre bu hususların mahkemece araştırılması gerekirdi. Bu bakımdan taşınmazların bulunduğu Akçakale köyüne ait tahsisli mera kayıtları ile haritalarının olup olmadığının İl Özel İdare Müdürlüğü, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, varsa bu kayıtlar getirtilerek dosya arasına konulması, teknik, yerel bilirkişiler ve tanıklar vasıtasıyla yapılacak keşifte zemine uygulanması, mera savunması gözetilerek yerel bilirkişi ve tanıkların meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilerek, HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, meraya ilişkin kayıt ve belgelerin uygulanması sonucu taşınmazın tahsisli ve kadim mera kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, kayıt ve belgeler kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde, bu takdirde yöntemine uygun bir biçimde kadim mera araştırmasının yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kadim mera'dan açılan yerlerden olup olmadığının sorulup belirlenmesi, keşifte dinlenecek uzman bilirkişi ziraat mühendisinden dava konusu yer ve çevresinin toprak yapısı birlikte incelenerek taşınmazın niteliği konusunda gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy