(3402 S. K. m. 14, 16/A) (2644 S. K. m. 21) (4721 S. K. m. 713)
Dava: A. Bulut ile Hazine ve Demirciler Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Gerede Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.03.2005 gün ve 209/64 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladıkları taşınmazın 50 yıldan beri vekil edenlerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek, adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, uyuşmazlık konusu taşınmazın paftada yol olarak bırakıldığını, yolların kamu malı niteliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilmesinin mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmesine karşı yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın hangi tarihte paftasında yol olarak gösterildiği Kadastro Müdürlüğünden sorulmamış ise de, bitişikte bulunan davacıya ait 1302 sayılı parselin tapuya tescil tarihine göre 01.11.1977 tarihinde paftasında yol olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak paftasında yol olarak bırakılan yerler aktif yol olarak kullanılıyor ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Ancak 3402 sayılı Kanunun 16/A ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesi uyarınca terk edilen yollar ile yol boşluklarının artıklarının kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmeleri mümkün bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazın bitişiğinde 1287, 1299, 1300, 1301, 1302, 1303, 1304 ve 1307 sayılı parseller yer aldığı halde taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi açısından sözü edilen parsellere ait kadastro tutanak ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu veya vergi kayıtları getirtilerek uygulaması yapılmamıştır. Bunun dışında miktar araştırması, gerekli ilanların yapılması, hususları üzerinde de durulmamıştır. Bu bakımdan öncelikle uyuşmazlık konusu taşınmazın hangi tarihte paftasında yol olarak bırakıldığı hususunun Kadastro Müdürlüğünden, bu yerin tapuda kayıtlı olup olmadığı konusunun Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi gerekir.
Diğer yandan, taşınmaza komşu ve yukarıda parsel numaraları verilen taşınmazlara ilişkin kadastro tutanak ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek, dosyaya eklenmesi, varsa bu kayıt ve belgelerin teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, yönünü gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin istenmesi, taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi, aktif (halen kullanılan) veya terk edilen yol olup olmadığı üzerinde durulması, uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi göz önünde tutularak davacının belgesizden taşınmaz edinip edinmediği hususunun Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğüyle zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadığı konusunun o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, açılmış tescil davaları var ise, getirtilerek miktar sınırlaması yönünden göz önünde tutulması, TMK. nun 713/4 ve 5.fıkraları gereğince yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, son ilan tarihinden itibaren yasal üç aylık sürenin beklenilmesi, yasal süre içinde itiraz edenlerin durumunun anılan kanun maddesi hükümleri uyarınca göz önünde tutulması, ondan sonra toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy