(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Hasan Y. ile Hazine ve Durağan Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Durağan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.04.2005 gün ve 11/51 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mevki ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğini açıklayarak taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerin özel mülkiyete konu olacak yerlerden olmadığını, imar ve ihya koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının ve süresinin davacı yararına gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, uyuşmazlık konusu taşınmazın güneyinde kalan ve teknik bilirkişi İlker B.'nın 11.04.2005 günlü rapor ve krokisinde 3 numarayla gösterilen taşınmaz için, davacı Hasan Y. tarafından Durağan Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası 06.12.1995 gün ve 1989/99 esas, 1995/169 sayılı kararlarıyla kabulüne karar verildiği, hükmün Yüksek Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek onanmak suretiyle kesinleştiği saptanmıştır. Kesinleşen dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinde yapılan incelemede bu dosyaya konu teşkil eden taşınmazın kuzey tarafında yer alan ve dava konusu yeri oluşturan taşınmaz için sahipsiz arazi niteliğiyle krokide işaretlendiği, mevki ve hudutları itibariyle bitişik yer olduklarının anlaşıldığı, her iki dosyanın krokileri üzerinde yapılan inceleme sonucu belirlendiği, kesinleşen dosyanın keşif tutanakları üzerinde yapılan incelemede de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların uyuşmazlık konusu yeri sahipsiz arazi olarak tarif ettikleri görülmüştür.
Saptanan bu bilgilere göre uyuşmazlık konusu taşınmaz, kesinleşen mahkeme kararıyla davacıya verilen yerin kuzeyinde kalan bölüm olup, sahipsiz arazi ve henüz o tarihte kullanılmayan bir yer olduğu görülmektedir. Kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan tescil davalarında diğer kazanma koşulları yanında kişinin zilyetliğinin başladığı tarihten itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin de dolmuş bulunması gerekir. Bu süre imar ve ihya'ya muhtaç olan yerler için imar ve ihya'nın tamamlandığı tarihten itibaren başlar.
Yukarıda sözü edilen ve kesinleşen Durağan Asliye Hukuk Mahkemesinin tarih ve sayısı verilen dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu yer 1995 yılında sahipsiz arazi olup, henüz kimsenin zilyet ve tasarrufunda bulunmadığının ve kültür arazisi haline getirilmediğinin kabulü gerekir. Bu ilkeden hareketle davacının zilyetliğinin en erken 1995 yılında başladığının ve dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmadığının da kabulü zorunludur. Anılan dosyadaki somut ve hukuki bilgiler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu bilgilere aykırılık oluşturulacak biçimde derdest dosyada bulunan uzman, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına üstünlük tanınarak davanın kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy