(1086 S. K. m. 28, 29)
Davacılar vekili, 198 ada 2 nolu parselin kadastrosunun 14.07.1993 tarihinde yapıldığını, paydaşlardan M.nin 07.02.1980 tarih 74, N.nin ise 15.01.1974 tarih 45 yevmiye nolu noter senediyle vekil edenlerinin murisi R. tarafından paylarının satın alındığını, diğer paydaş davalı M'nin taşınmazda 1/4 payı bulunduğunu belirterek davacıların babalarından gelen pay ile satın alınan M ve N.ye ait payları da dahil olmak üzere parselin tapu kaydının toplam 3/4 oranında iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı M. 14.10.2003 tarihli dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı N. sadece evdeki payını sattığını, arsa ve bahçedeki payını satmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı M. mirasçılarının vekili Av. İ. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satın alınan tapudaki miras paylarının iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Yapılan incelemede, gerçekten 25.02.2005 günlü oturumda Yargıtay bozma ilamına mahkemece uyma kararı verildiği, bu aşamada M. mirasçılarının henüz davaya katılmasının sağlanmadığı, davacı vekiline 7 günlük kesin süre verildiği, davalı M. nin bir kısım mirasçıları vekili Av. İ. nin yargılamaya katılma tarihi olan 30.03.2005 günlü yargılama oturumunda temyiz dilekçesinde de vurguladığı gibi süre istediği, mahkemece ara kararıyla bu isteğin reddine karar verildiği, bu aşamandan sonra ismi geçen Avukatın yeniden söz aldığı ve aynen "...eski beyanlarımızı aynen tekrarlıyoruz, ara kararından dönülmesini talep ediyoruz, tarafımıza süre verilmemesi hakimin taraflı olduğunu gösterir, bu nedenle hakimi reddetmek üzere müvekkillerimle görüşmek için süre verilmesini talep ediyorum" dediği tutanak kapsamından anlaşılmaktadır. Duruşma hakiminin bir kısım mirasçıları vekilinin bu beyanından sonra hiçbir ara kararı almadan yargılamayı bitirdiği belirlenmiştir. Sözü edilen Avukatın ara kararından sonra hakimin reddi konusunda müvekkilleriyle görüşeceğini hakimin bu davayı görmesine engel olmak yönündeki bir irade beyanı olduğu açıktır. Bu bakımdan hakimin reddi konusuyla ilgili olarak müvekkilleriyle görüşmesi için gerekli sürenin verilmesi ve yöntemine uygun bir biçimde hakimin reddi isteğinde bulundukları taktirde HUMK.nun 28, 29 ve devamı maddeleri gereğince işlem yapılması gerekirken, hiçbir ara kararı alınmaması usul ve kanuna aykırıdır. Kaldı ki, Avukatın tutanağa geçen beyan ve sözleri hakimin reddi için yeterli olup, bundan vazgeçilse dahi HUMK.nun az önce açıklanan ilgili maddeleri gereğince işlem yapılması için yeterli bulunmaktadır.
Davalı M.'nın bir kısım mirasçılarının vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile hakimin reddi isteğiyle ilgili olarak vekil edenleri ile görüşmesi için gerekli sürenin verilmesi ve bundan sonra oluşabilecek duruma göre hareket edilmesiyle sınırlı olmak üzere yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, şimdilik işin esasının incelenmesine yer olmadığına ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy