(3402 S. K. m. 14)
Dava: Hamit Yıldız ile Keçemağra Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Elbistan 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.10.2004 gün ve 301/599 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 101 ada 10 parsele ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının aynı çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen 100 dönüm yeri edindiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 04.10.1999 günlü dilekçesiyle davalı Keçemağara köyü tüzel kişiliğini davalı göstererek 101 ada 10 parselin mer'a kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 101 ada 10 parsel orta malı mer'a olarak sınırlandırılan bir yerdir. Taşınmazın mer'a olarak sınırlandırılan bir yer olduğunun belirlenmesi üzerine, Hazineye davayı yöneltmek suretiyle yargılamaya devam olunmuştur. Yapılan keşif ve inceleme sonunda dava konusu taşınmazın bir bölümünün 101 ada 10 parsel, geriye kalan bölümünün de aynı ada 13 parsel kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Hali arazi niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilen 101 ada 13 parsel hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmamaktadır.
Yerel bilirkişi ve tanıklar, 101 ada 10 parsel kapsamında kalan dava konusu taşınmaz bölümünün davacı tarafından 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini, ziraatçi uzman bilirkişi kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamış, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmaksızın zilyedin aynı çalışma alanında edineceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Davacının ileri sürmüş olduğu tapu kaydı ve vergi kaydının dava konusu yerleri kapsamadığı belirlendiğine göre belgeye dayanıldığı kabul edilemez. Diğer yönden davacı adına paylı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazların tapu kayıtlarına göre 93417 m2 ye ulaştığı belirlenmiş ise de, kadastro tutanakları getirtilmediği için bu tespitlerin belgeli olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Mahkemece bu husus üzerinde durulmaksızın aynı çalışma alanında davacının 100 dönüm yeri belgesizden edindiği gerekçesiyle davayı reddetmesi doğru değildir. Anılan maddede belirtilen miktarların hesap edilmesinde tespitlerin belgeli olup olmadığının araştırılması, sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Ne var ki, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca uygulama yapılmış, dava konusu yer 16 ada 5 parsel numarasıyla öncesi kadim mer'a olduğu açıklanarak mer'a olarak belirtilmiştir. Mer'aların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar karşısında 101 ada 10 parselin öncesi itibariyle mer'a olduğu, aynı ada 13 parsel hakkında da usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından davanın reddine ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10,10 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,10 YTL'nın temyiz edenden alınmasına 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy