(4721 S. K. m. 701, 702) (1086 S. K. m. 43, 74)
Dava: Ahmet ile Nafiz aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Boğazlıyan Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 28.04.2005 gün ve 258/135 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Nazif adına tapuda kayıtlı bulunan 113 ada 12 ve 19 parseller ile 117 ada 15 parsel ve 119 ada 5 ve 123 ada 26 nolu parsellerin tarafların ortak miras bırakanı babaları Hasan'dan kaldığım, taksim edilmediğini ve kadastro sırasında sadece davalı adına yazıldığını açıklayarak murisin tüm mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu parsellerin babası tarafından kendisine bağışlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "davanın kabulüne ve uyuşmazlık konusu yapılan tüm parsellerin ortak miras bırakan Hasan'ın tüm mirasçıları adına verasetten iştirak halinde tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmesi üzerine hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu taşınmazlar TMK'nun 701 ve 702. maddesi gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Elbirliği mülkiyetinde kural olarak tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, tüm mirasçıların birlikte hareket etmeleri ve dava açmaları gerekir. Ancak somut olayda dava mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olup sözü edilen kuralın istisnasını teşkil eder. Yani elbirliği mülkiyetinde bir veya birkaç mirasçı diğer mirasçılara karşı dava açmak suretiyle miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Davacının tüm mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescile karar verilmesini istemesi, mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalar bakımından doğru değildir.
Kaldı ki, bu tür davalarda dava dışı kalan mirasçıların davacı sıfatıyla davacı taraf yanında yer almaları veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması ya da TMK'nun 640. maddesi gereğince ortak miras bırakan Hasan'ın terekesine temsilci atanmak suretiyle ve onun huzuruyla davanın yürütülmesi ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması ( dava koşulunun yerine getirilmesi ) mümkün bulunmamaktadır.
Bu bakımdan sadece davacının miras payı oranında uyuşmazlık konusu yapılan parseller açısından iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken istek olmadan dava dışı kalan mirasçılar adına da iptal ve tescile karar verilmiş olması HUMK'nun 74. maddesine aykırılık teşkil eder. Bundan ayrı, davalı mahkemeye sunduğu 14.04.2005 tarihli dilekçe ile ekinde verdiği 30.12.1990 tarihli harici satış senedine göre, 119 ada 5 nolu parselden 3 dekarlık yeri Yusuf'tan satın aldığım, üzerinde 50 tonluk kantarı bulunduğunu bildirmiş ve bu savunmasını temyiz dilekçesinde tekrarlamıştır.
Ancak mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır. Bu bakımdan mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulması, bu hususun da açıklığa kavuşturulması, ondan sonra toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken yukarıdaki açıklamalar ve 119 ada 5 nolu parselle ilgili savunma göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 611,24.-YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy