(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Kadir Kuyrukçu ile Hazine, Beynam Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Bala Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 13.09.2004 gün ve 76/352 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği yaklaşık 70 dönüm miktarındaki taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 69.150 m2 miktarındaki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17'nci maddeleri uyarınca tescil isteğine ilişkin olup, hüküm Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesinin bakacağı dava ve işler HUMK.nun 8. maddesinde gösterilmiştir. Anılan maddenin 1. bendine göre miktar ve değeri beş milyar lirayı geçmeyen davalara Sulh Hukuk Mahkemesinde bakılır. HUMK.nun 1. maddesinde de görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tesbitinde, davanın açıldığı gündeki değerin esas olduğu belirtilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu taşınmazların 90.000.000. lira değerinde olduğunu açıklamış, 13.09.1997 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın bir dönümünün dava tarihindeki değerinin 1.000.000 lira olduğunu bildirmiştir. Toplam 69.150 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın, 69.150.000 lira değerinde olduğu, davanın açıldığı gündeki ekonomik koşullar karşısında kabul edilemez. Gerek dava dilekçesinde bildirilen ve gerekse yerel bilirkişi aracılığı ile belirlenen değer taşınmazın gerçek değerini göstermekten uzaktır. Hakim, davacının dilekçede gösterdiği veya bilirkişinin bildirmiş olduğu değerle bağlı değildir.
Sonuç: Her ne kadar daha önceki bozmada bu hususa değinilmemiş ise de, mahkemenin görevi kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan mahkemece görev hususu belirlenmek üzere yeniden bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın gerçek değerinin saptanması ve buna göre görev yönünün düşünülmesi gerekirken, bu yön gözönünde tutulmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması yasaya aykırıdır. Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 13.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy