(1086 S. K. m. 275)
Dava: Mehmet A. ve müşterekleri ile Zülfü U. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Dicle Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2005 gün ve 68/66 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenleri adına tespit ve tescil edilen 158 ada 29 parselle bir bütün ve devamı olan aynı ada 96 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama oturumlarına katılan davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 18,68 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, diğer bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, redde ilişkin bölümü davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
511 m2 yüzölçüme sahip 96 parselin kadastro tutanağında özet olarak; Dicle Hani yolu nedeniyle yapılan kamulaştırmalardan arta kalan bölüm 15.10.1991 tarihinde Zülfü U. ve 6 arkadaşı adına paylı mülkiyet esasına göre tespit edildiği açıklanmıştır. Davacılar vekili, dava konusu yerin 29 parselle bir bütün olduğunu, davalıların bu yerde herhangi bir hakkının bulunmadığını belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. İddia ve savunma çerçevesinde taraflara delillerini göstermek ve gösterilen delillerin toplanmadan, özellikle tanıkları dinlenmek üzere süre ve imkan tanınmadan uyuşmazlık sona erdirilmiştir.
Her ne kadar yerel bilirkişi ve kadastro tutanağında isimleri geçen bilirkişiler mahkemece doğrudan doğruya seçilip dinlenilmiş ise de, beyanları hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi taraflarca gösterilmeyen tutanak bilirkişilerin mahkemece çağırılıp dinlenilmesi ve bunların sözlerine değer verilmek suretiyle uyuşmazlığın sona erdirilmiş olması doğru değildir. Bu yön gözönünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraflara delillerini göstermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılması, dosya arasındaki kamulaştırma belgelerindeki bilgiler de gözönünde tutularak dava konusu yerin hangi tarafa ait olduğu hususunun tanıklardan sorulması, taraf delillerinin eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün redde ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy