(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713, 996)
Dava: Cennet A. ile Şerafettin A. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Uşak Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 10.05.2005 gün ve 544/753 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 132 ada 69 nolu parselin 13.456 m2 yüzölçümlü olarak vekil edeni adına kadastroca tespit edildiğini, eksik yazılan yaklaşık 7000 m2'lik yerin davalıya ait aynı ada 38 sayılı parsel içerisinde kaldığını belirterek 132 ada 38 nolu parselin tapu kaydının 7000 m2'lik kısım kadar iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, teknik bilirkişi H.Hulki E.'ün 02.06.2004 günlü krokisinde mavi ile taralı toplam 116.69 m2 yerin 132 ada 38 parselden ifraz edilerek Şerafettin A. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK. nun 713, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddeleri gereğince açılan ve tespit öncesi nedenlere dayalı mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
1- İşin esası bakımından;
Uyuşmazlık konusu 132 ada 38 ve 69 sayılı parsel ile dava dışı 6,7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar 17.05.1999 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1937 tarih 232 (6 Hektar) ve aynı tarih 246 (75 ar) tahrir nolu vergi kayıtlarının revizyon sonucu tespit malikleri adına kadastro tutanağı düzenleşmiş olup, 13.01.2000 tarihinde kesinleşmeleri ile tapuları oluşmuştur. 132 ada 69 parsel sayılı taşınmaza, ayrıca davacının dayandığı 09.01.1969 tarihli alıcısı davacı Cennet Ertuğ (Ateş) , satıcısı Ümmü A. olan harici satış senedi uygulanmıştır. Satın alınan yer, senet kapsamına göre, 10 dönüm olup, dört tarafında da şahıs arazileri yer almaktadır. Satan Ümmü A., davacının kayınvalidesi olup, anılan senet nedeniyle Cennet adına tutanak düzenlenmiştir. Cennet adına kadastroca tespit edilen tapudaki miktar, 13.456.93 m2 dir.
Senette yazılı miktardan fazla yer verildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, keşifte dinlenen ve beyanları örtüşen tespit bilirkişileri ile davalı tarafından gösterilen ve dinlenen tanıkların yaptıkları açıklamalara göre, taşınmazların yanı 38 ve 69 sayılı parsellerin en az 40-45 yıl önce taksim edildikleri ve eylemli olarak sınırları gösterdikleri biçimde, tarafların kullandıkları, aradaki sınırın ise; gösterdikleri taştan, Ahlat ağacına doğru giden düz bir hat olduğu anlaşılmıştır. Bu sınır ve tecavüzlü yer teknik bilirkişi H.Hulki E.'ün 02.06.2004 günlü rapor ve krokisinde maviye taralı (B) harfi ile gösterilen 627,69 m2'lik yer olduğu belirlenmiştir. Bu durum karşısında 38 parsel sayılı taşınmaz maliki, davacının taşınmazından 627,69 m2'lik bölümünü kullanmakta (tasarruf etmekte) olduğu saptanmıştır. Teknik bilirkişinin raporunda açıklık olmamakla beraber, dosya arasında bulunan Kadastro Müdürü Zeynel D. ve Fen Memuru Erol K. imzalı 12.09.2001 günlü plan örneği ile teknik bilirkişinin krokisi üst üste çakıştırıldığında krokide (B) ile işaretli 627.69 m2'lik yer davacıya ait geometrik şekil içinde görüldüğü halde, davalı tarafından kullanıldığı izlenimi vermektedir. Kesin bir sonuca varmak için bu hususun keşfen ve teknik bilirkişinin raporuyla belirlenmesi gerekmektedir. Şayet (B) ile işaretli bölüm davacıya ait çap içinde kalıyor ise, artık tapu iptali ve tescilden söz edilemez. Uyuşmazlık müdahalenin önlenmesi davasının konusu olur. Açılmış böyle bir dava ve istek de yoktur.
Hal böyle iken; yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Dairenin 14.02.2005 gün ve 2005/306-1002 sayılı ilamıyla ... dava konusu yer teknik bilirkişi H.Hulki E.'ün 02.06.2004 günlü rapor ve krokisinde, 38 sayılı parsel içinde kaldığı anlaşılan 116,69 m2 yüzölçümündeki yer bakımından davanın kabulüyle, bu bölümün davalıya ait 132 ada 38 parselden ifrazı ve iptal edilmesi, davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, bozma doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Daire bozması maddi hataya dayalı olduğu gibi, yerel mahkemede bozmaya dayanarak hükmünü hatalı oluşturmuştur. Çünkü Daire bozmasında; (B) ile ifade edilen 627.69 m2 yerine, uzunluğu gösteren 116.69 m2'nin iptaline karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu hata mahkemece fark edilmemiştir. Bundan ayrı davacı yerine davalı adına iptal ve tescile karar verilmiştir. İşte bu maddi hatalar nedeniyle hüküm her iki taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Teknik bilirkişinin krokisinde, (B) ile işaretli 627.69 m2'lik yer gerçekten davacıya ait çap içinde kalmıyorsa, 116,69 rakamı yerine 627.69 m2 yönünden iptal ve tescile karar verilmesi gerekir. Çünkü 116.69 m2 ölçülen arazi birimi ile ilgisi bulunmamaktadır. Krokide gösterilen 116.69 rakamı, 101 nolu poligan noktasıyla Ahlat ağacına giden 127 poligan noktalarının birleştirilen çizginin uzunluğunu göstermek için kullanılmıştır.
2- Usulü kazanılmış hak sorunu bakımından;
Her ne kadar mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, bozma ilamı doğrultusunda karar verilmiş ise de; Daire bozması az önce açıklandığı gibi maddi hataya dayalıdır. İptal ve tescile karar verilmesi gereken yer 627.69 m2 olduğu halde, bunun yerine uzunluğu gösteren 116.69 rakamı esas alınmıştır. Maddi hatalar usuli kazanılmış hakkın istisnaları arasında sayıldığından, bu nedenle mahkemece, bozma ilamına uyulmakla, davalı taraf yararına usuli kazanılmış hakkın doğduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; öncelikle krokide (B) ile işaretli 627.69 m2'lik yerin davacıya ait çaplı kroki içinde kalıp kalmadığının keşif yapılmak suretiyle ve teknik bilirkişi aracılığıyla saptanması, davacıya ait yer olup, davalının tapu kaydı ve buna ait çap içinde kaldığının anlaşılması halinde, bu miktarın iptal ve tesciline, şayet davacının tapusuna ait çap içinde olduğunun belirlenmesi halinde ise, bu takdirde, müdahalenin önlenmesine ilişkin bir dava ve istek de söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesinin düşünülmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekili ile davalı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 27,00 YTL peşin harcın temyiz edenler davalı ile davacıya ayrı ayrı iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy