(6831 S. K. m. 1)
Dava: Ömer S. ve müşterekleri ile Hazine ve Mezitli Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Mersin 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.07.2004 gün ve 1168/366 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.05.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat Ulviye Sarp geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulananın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili,mevkii ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeni ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine ve Mezitli Belediye Başkanlığı vekilleri, imar planı içinde kalan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların imar-ihya ve zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile toplam 3571 m2 taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescile konu taşınmaz,1963 ila 1966 tarihleri arasında yapılan kadastro çalışmasında TAŞLIK-ÇALILIK olarak tespit dışı bırakılmıştır. Mezitli Belediye Başkanlığı 8.12.2003 tarihli karşılık yazısında uyuşmazlık konusu taşınmazın 1996 yılında kesinleşen imar planı içinde kaldığını belirtmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları; imar planı içine alındığı tarihe kadar davacıların imar ve ihyayı tamamlayıp, 20 yılı aşkın süre ekonomik amacına uygun zilyet olduklarını belirtmişler, ziraat bilirkişi ise; imar ihyanın tamamlanılarak narenciye bahçesi haline getirildiğini,30 yılı aşkın süreden beri kültür arazisi olarak kullanıldığını, tespit ettiğine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Az yukarıda da belirtildiği gibi davaya konu taşınmaz taşlık ve çalılık olarak tespit dışı bırakılmıştır. 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca; orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığının uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlandırılması yapılmış ise, sınırlandırmaya ait kesinleşmiş harita ve tutanakların, sınırlama yapılmamış ise bu yöreye ait memleket haritası, amanejman planı ve hava fotoğraflarının Orman İdaresinden istenerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişi aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanması, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, uygulamanın ve taşınmazın konumunun Yargıtay denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek krokiye işaret edilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus yerine getirilmemiştir.
Sonuç: Bundan ayrı ziraat bilirkişisi, taşınmazın DSİ sulama kanalı ile sulandığını belirtmiş olmasına rağmen sulu ve kuru toprak ayırımının 3083 sayılı Kanun hükümlerine göre, DSİ Müdürlüğü'nden araştırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm fıkrasına niteliğinin yazılması gerekirken, bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy