(1086 S. K. m. 193) (6831 S. K. m. 2/B)
H
Gülderen ile Hazine ve Alacalı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Şile Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.04.2004 gün ve 107/150 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında hatalı olarak Hazine adına tescil edildiğini, vekil edeninin tapulu malı olduğunu, uzun yıllardır malik sıfatıyla kullandığını, zilyetlik ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek Hazine adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın 6831 sayılı kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılacak yerlerden bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı vekili tarafından 08.12.1995 tarihinde Şile Kadastro Mahkemesinde açılmış olup, taşınmazın Hazine adına tespit edilen yerlerden bulunmadığı ve tapulama çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerden bulunması nedeniyle anılan mahkemenin 21.09.1998 gün 1998/8-9 sayılı esas ve karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Şile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, temyizi üzerine Yüksek Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 07.04.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın Kadastro Mahkemesince ne şekilde Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmamakta ise de, Şile Asliye Hukuk Mahkemesince 1999/107 esas ile 21.05.1999 tarihinde tensip yapılmak suretiyle yargılama gününün belirlendiği saptanmıştır. Kural olarak, hükmün kesinleşmesinden itibaren HUMK.nun 193/3.fıkrası uyarınca, "...Karara karşı temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay'ın onama kararının tebliğ edildiği tarihten başlayarak on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi" gerekmektedir. Kadastro Mahkemelerince görevsizlik kararı verilmesi ve bu hüküm kesinleşmesi durumlarında ne gibi bir yol izleneceği 3402 sayılı Kadastro Kanununda herhangi bir açıklama yer almamaktadır. Bu tür olaylarda, genel hükümlerden hareketle gerekli yol ve yöntemin izleneceği açıktır. Dosyanın Kadastro Mahkemesince görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğine ilişkin herhangi bir üst yazıya rastlanılmadığı gibi HUMK.nun 193/3.fıkrasında açıklandığı biçimde, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren yasal on günlük kesin süre içinde davacı vekilinin görevli ve yetkili mahkemeye başvurmak suretiyle dosyanın istendiğine ilişkin bir dilekçeye de rastlanılmamıştır. Hüküm 07.04.1999 tarihinde kesinleştiğine göre, bu tarihten itibaren davacı vekilinin görevli ve yetkili mahkemeye başvurmak suretiyle dosyanın gönderilmesinin istenmesi gerektiği halde, bu süre aşılarak tensibin yapıldığı 21.05.1999 tarihinde görevsizlik kararı ile ilgili dosya hakkında işlem yapılması, az önce açıklanan hukuki ve somut olgular karşısında HUMK.nun 193/3.fıkrasına aykırı düşmektedir. Diğer bir söyleşiyle dosyanın 21.05.1999 tarihinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderildiğinin kabulü gerekir. Bu bakımdan, on günlük kesin süre geçtikten sonra dosya görevli yetkili Şile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğine göre HUMK.nun 193/son fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy