(4721 S. K. m. 640, 701, 702) (1086 S. K. m. 73)
Dava: H. D. ile R. D., dahili davalılar F. D. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kurucaşile Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.03.2005 gün ve 62/14 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların ortak miras bırakanından kalan 113 ada 9 parsel ile 164 ada 4 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ortak miras bırakan H. D. mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ortak miras bırakan H. D.'den miras yoluyla intikal eden dava konusu taşınmazların, mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu kendisine kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 113 ada 9 parsel ve 164 ada 4 parsele ait tapu kayıtlarının iptali ile tarafların ortak miras bırakanı H. D. mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 113 ada 9 parsel ile 164 ada 4 sayılı parselin ortak miras bırakan O. D.'den kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tarafların ortak miras bırakanı H. D. 18.09.1990 tarihinde öldüğüne göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK. nun 701. maddesinde; Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir, şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli bir pay veya payları olmayıp, hakları taşınmazın tümü üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufu işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmak da tasarrufu bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birinin kendi payını ileri sürerek mirasta ortaklığı bulunmayan üçüncü kişilere karşı tapu iptali ve tescil davası biçiminde mülkiyetin aktarılmasını sağlayacak dava açması mümkün değil ise de, mirasçılardan biri, diğer bir mirasçı veya mirasçılar aleyhine dava açarak kendi payı yönünden iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Somut olayda davacının kendi payı ile birlikte tüm mirasçıların payları için de iptal ve tescil isteğinde bulunması üzerine, mahkemece diğer mirasçıların davaya katılması sağlanarak dava ve istekleri bulunmayan mirasçılar yönünden de, iptal ve tescil karar verilmiş olması doğru değildir. Mirasçılar arasında görülen bu tür davalarda, diğer mirasçıların muvafakatlerinin alınmasına ve TMK. nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci atanmasına da gerek bulunmamaktadır. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre taksim olgusu davalı tarafından kanıtlanmamış bulunduğuna göre, davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken usulen açılmış bir davaları bulunmayan diğer mirasçılar yönünden de iptal ve tescile karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy