(4721 S. K. m. 640, 702)
Dava: Ali Uçar, İbrahim Uçar tereke mümessili Mahmut Akarsu ile Kızılören Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Konya 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.05.2005 gün ve 1237/430 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Kızılören Belediye Başkanlığı temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak davalı Kızılören Belediyesine ait 244 ada 22 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Belediye temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
72.000 m2 yüzölçümlü dava konusu 244 ada 22 parselin kadastro tutanağına göre, tapuda ve vergide kaydına rastlanmadığı, 20 yılı aşkın süre ile Bekir oğlu Murat Bozkuş'un malik sıfatı ile zilyetliği altında iken 1956 yılında belediye tüzel kişiliğine sattığı, o tarihten beri belediye tüzel kişiliğince kullanıldığı açıklanmak suretiyle 11.08.1993 tarihinde tarla niteliğiyle Kızılören Belediye Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, dava konusu parselin babasından miras yoluyla intikal ettiğini ileri sürmüş, taksim olgusunu ileri sürmemiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve miras bırakanı İbrahim'in taşınmazdaki zilyetliğinin 20 yıldan fazla olduğunu, muris İbrahim öldükten sonra mirasçıların taksim yapmadıklarını söylemişlerdir. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davacının miras bırakanı İbrahim Uçar'ın 06.02.1998 tarihinde öldüğü ve davacıdan başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmazın miras yoluyla intikal ettiği ileri sürüldüğüne, taksim yapılmadığı bildirildiğine ve davacıdan başka mirasçıların da olduğu anlaşıldığına göre, davacı dava konusu yerin kendi adına tescilini isteyemez. TMK. nun 640 ve 702. maddeleri hükümlerine göre; elbirliği mülkiyette ortakların birlikte hareket etmesi gerekir. Az öncede açıklandığı gibi, mirasçılardan biri tek başına adına tescil isteyemez. Tüm mirasçılar adına tescilde istenilmediği için, dışarıda kalan mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini yoluyla da davanın yürütülmesi mümkün değildir.
Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Belediye temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 20,25 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy