(4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Ahmet G. ile Hazine ve Cizre Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Cizre Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.03.2005 gün ve 95/103 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın 35 yıldan beri vekil edeni Ahmet G.'in zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirterek tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili, yolda kalan taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Hazine temsilcisi 27.08.2004 günlü cevap layihasında, taşınmazın Hazineye ait olduğunu, yapılacak keşif ve bilirkişilerce durumun anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişinin krokisinde ve imar paftasında işaretlenen sarı ve kırmızıyla taralı yerlerin toplamı olan 255,64 m2'lik taşınmaz hakkındaki davanın MK. nun 639/1. maddesi gereğince kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve harici satın alma hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz Cizre Belediyesi sınırları içinde yer almaktadır. Belediyeden getirtilen 10.07.1984 onay tarihli imar paftasına göre, taşınmaz imar planları içerisinde olup, teknik bilirkişi Halef Nas'ın dosyaya sunduğu 26.10.2004 günlü raporunda tescili istenen taşınmaz bölümünün 179,54 m2'sinin imar planına göre sanayi alanı içerisinde kaldığı, 58,10 m2'sinin ise onaylı imar planında kenardan geçen sokağa dahil olduğu belirtilmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının keşif gününden geriye doğru 25 yıllık zilyetliğinin bulunduğunu, davacı vekili ise, dava dilekçesinde; vekil edeninin 35 yıldan beri taşınmaza zilyet olduğunu bildirmiştir. İmar planı 10.07.1984 tarihinde onaylandığına ve 58,10 m2'lik bölüm imar planında yol olarak gösterildiğine göre davacının en erken zilyetliğinin başladığı, 1969 tarihinde imar planının onaylandığı 1984 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik ve kazanma süresinin dolmadığı açıktır. Bu bakımdan, taşınmazın bu bölümü hakkında da kabul kararı verilmiş bulunması doğru değildir.
Öte yandan, teknik bilirkişi Halef Nas'ın rapor ve krokisi infazda duraksamaya yol açacak niteliktedir. Kroki üzerinde 179,54 m2 ve 58,10 m2'lik yerlerin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan öncelikle taşınmazın bir kısmı yani 58,10 m2'lik kısmı sokağa giriyor yani sokak kapsamında kalıyor ise, bunun net olarak belirlenmesi, kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, kalan 179,54 m2'lik yerin de krokide gösterilmesinin ve infaza elverişli rapor sunulmasının istenilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sokakta kalan yer bakımından davanın reddine, diğer kısım hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy