(3402 S. K. m. 14)
Dava: Elmas Ocak ve müşterekleri ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne İzafeten İl Özel İdare Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Niğde 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.06.2005gün ve 476/344 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, muristen intikal, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve eklemeli zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak 147 ada 31 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına murisin veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İdare vekili, davalı taşınmaz hakkında kamulaştırma yapılmadığı gibi idare adına tescili için talepte bulunulmadığını, husumetin Hazine ve Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, harç ve vekalet ücretinin davalı taraftan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, eklemeli zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayanılarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleştiğinden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu 147 ada 31 sayılı parsel 16.9.1994 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında
... Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün taşınmaz üzerinde gölet yapımı için çalışmalar yaptığını, halende bu şekilde kullanılmakta olduğunu.. gerekçe göstermek suretiyle Köy Hizmetleri adına kadastro tutanağı düzenlenmiş ve tutanağın 26.06.1995 tarihinde kesinleşmesi sonucu Köy Hizmetleri adına tapu kaydı oluşmuştur. Dosya arasında bulunan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün 15.02.2005 gün ve 0138/356 sayılı yazılarında dava konusu 2684 nolu parselin mülga toprak komisyonunca yapılan uygulama sonucunda vergi kaydının bulunması nedeniyle Musa Ocak ve müştereklerine bırakıldığı bildirilmiştir.
Yazı kapsamından da anlaşıldığı üzere bölgede 4753 ve 5618 sayılı Kanun hükümleri uyarınca toprak tevzii komisyonlarınca çalışmalar yapıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki, mahkemece durum bilinmesine rağmen toprak tevzii komisyonuna ait yaptığı çalışmalarla ilgili belirtmelik tutanak ve ekleri getirtilerek uygulanmamıştır. Bu bakımdan toprak tevzii komisyonunun 2684 nolu belirtmelik (tablendikatif) parseline ait tutanak ve ekleri ile tablendikatif listesi ve buna ilişkin haritanın Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden (İl Özel İdare Müdürlüğünden) getirtilerek dosya arasına konulması, toprak tevzii komisyonunun paftasına göre taşınmazın çevresinde bulunan tevziinin belirtmelik parsel numaraları belirlendikten sonra bu belirtmelik tutanak ve ekleriyle dayanağı belgeler ile kadastro paftasına göre, taşınmazın bitişiğinde bulunan komşu 21, 23 ve 25 sayılı kadastro parsellerine ilişkin kadastro tutanak ve ekleri ile varsa kadastro sırasında revizyon gören tapu ve vergi kayıtları getirtilerek dosyaya eklenmesi, ondan sonra yeniden yapılacak keşifte bu kayıt ve belgeler ile paftaların birlikte teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye kroki üzerinde işaretlettirilmesinin sağlanması, dava konusu 147 ada 31 nolu parselin esasının tevzii komisyonunun 2684 sayılı parsel olduğu anlaşıldığına ve bu parselin vergi kaydına dayalı olarak Musa Ocak ve müştereklerine verildiği belirlendiğine göre, 2684 sayılı parselin tapu kaydının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tapu kaydı ve dayanağı belgelerin (vergi kaydının) aynı şekilde İl Özel İdare Müdürlüğünden istenilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, komşu 20 sayılı parsele uygulanan 05.12.1963 tarih 2812 sayılı tapu kaydının dayanağını oluşturan toprak tevzii komisyonunun belirtmelik tutanakları da İl Özel İdare Müdürlüğünden getirtilip keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258. ve 259 maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmazın niteliğini belirleyen gerekçeli, denetime açık ve karşılaştırılmalı rapor sunmasının istenmesi taşınmazın herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilip edilmediğinin Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması gerekmektedir.
Bundan ayrı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca bir kişinin aynı çalışma alanı içinde alabileceği taşınmaz miktarı kuru toprakta 100 ve sulu toprakta 40 dönümü geçemez. Bu bakımdan mahkemece 1980 yılında ölen muris Ali Ocak ile mirasçıları bulunan davalılar yönünden sözü edilen Kanunun 14. maddesi hükmü uyarınca miktar araştırmasının yapılması gerekir. Bu nedenle muris Ali Ocak ve mirasçılarının ayrı ayrı belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, belgesizden alınan taşınmazlar var ise bunlara ilişkin tapu kayıtları ve kadastro tutanakları ile varsa zilyetliğe dayalı tescil davalarına ilişkin dosyalar getirtilip miktar sınırlaması yönünden değerlendirilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabul şekline göre de, davacılar vekili yargılama giderleri ve vekalet ücreti istemediklerini bildirdiği halde, bunların davalı tarafa yükletilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 137,41 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy