(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (766 S. K. m. 2)
Dava: M. K. ile Hazine, Atakent Belediye Başkanlığı ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2005 gün ve 1130/129 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları gösterilen kadastroca tespit dışı bırakılan dava konusu yerlerin vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve DSİ vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı Atakent Belediye Başkanlığı temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca yapılan inceleme sonucu 6.5.2004 günlü krokide A harfiyle gösterilen 3103.09, C ile gösterilen 2467.99, D ile gösterilen 57000.13, E ile gösterilen 1317.85, H ile gösterilen 3312.42, G ile gösterilen 10182.68 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastroca tespit dışı bırakılan tapusuz taşınmazların TMK. nun 713/1 maddesi uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısında tescil konusu taşınmazların 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2.maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu bildirilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının 1960 yılında imar ve ihyası tamamlanmış, kültür arazisi niteliğinde bulunan bu yerleri satın ve devraldığını, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süreyle koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi dava konusu yerlerin kültür arazisi, ormancı bilirkişi 1987 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırlama hattı dışında orman sayılmayan, teknik bilirkişi DSİ kanallarının kamulaştırma alanları dışında kalan yerlerden olduğunu bildirmesi üzerine mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Krokide G harfiyle gösterilen 10182.68 m2 yerin davalı Atakent Belediye Başkanlığı adına yazılı 409 parsel kapsamında kaldığı, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide belirlenmiştir. 409 parsel kapsamında kalan bu yerin idari yoldan tapuya tescil tarihine kadar davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiş, bu yere ait tapu kaydının tesciline karar verilmiş ise de, iptale karar verilmeden aynı yerin tapuya tescili çifte tapuya yol açar.
Her ne kadar kayıt maliki davalı Atakent Belediye Başkanlığı temsilcisi hükmü temyiz etmemiş ise de, sicilin tutulmasıyla ilgili olan bu husus kamu düzeniyle ilgili olup Hazine'nin temyizi üzerine göz önünde tutulması gerekmektedir.
Bundan ayrı, davacı adına tescil edilen taşınmazların toplam yüzölçümü 74109 m2.dir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre zilyetliğin vergi kaydı gibi bir belgeyle ispatı yoluna gidilmeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmez. DSİ'nin karşılık yazısı ve paftadaki açıklamalara göre dava konusu yerler davanın açıldığı ve hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerdir. Taşınmazların tümü aynı çalışma alanında bulunduğuna göre davacının kazanabileceği miktar 40 dönümü geçemez. Ne var ki, davacı dilekçesinde eski malik ve zilyet H. Eren'in adına yazılı 1937 tarih 61 tahrir numaralı vergi kaydına dayanmıştır. Taşınmazları E. ve A. Eren'den satın aldığına göre satıcılar ile vergi kayıt mükellefi H. arasındaki bağlantı üzerinde durulması, vergi kaydının yöntemine uygun bir biçimde yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla dava konusu taşınmazlara uygulanması, taşınmazların vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, ondan sonra Kadastro Kanununun 14.maddesindeki limitlerin nazara alınması gerekmektedir. Her ne kadar önceki bozmada bu hususa açıkça temas edilmemiş ise de, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gereğine işaret edildiğinden bu yönde bozmanın kapsamında sayılır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy