(4721 S. K. m. 713/1, 996) (3402 S. K. m. 14)
Dava: F. Başoda ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kulu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.06.2005 gün ve 765/512 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 380 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 380 belirtmelik parsel sayılı taşınmaz 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hazine adına 1962 tarihinde belirlenmiş ve tutanağın kesinleşmesi sonucu Hazine adına tapu oluşmuştur. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın öncesinin M. A. Başoda'ya ait olduğunu, 70-80 yıldır zilyetliği bulunduğunu, 1953 yılında ölümü ile yapılan taksim sonucu taşınmazın oğlu İsmet'e intikal ettiğini, daha sonra İsmet'in bu yerleri oğlu Hızır'a sattığını, Hızır'ın da oğlu olan davacıya bağışladığını açıklamışlardır. Uzman bilirkişi ziraat mühendisi de raporunda; taşınmazın nitelik itibariyle zilyetlikle kazanılmaya elverişli kültür arazisi olduğunu bildirmiştir.
Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesinde engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak, Daireye intikal eden 2005/3896, 3898 ve 3940 esas sayılı dosyaların esasını teşkil eden sırasıyla Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/766, 764 ve 760 esas sayılı dosyaları bulunmaktadır. Bu dosyaların davacıları Mehmet Emin, İsmet ve Fadime Başoda olduğu belirlenmiştir.
Anılan Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyalarına konu olan taşınmazlar ilk satıcı durumunda olan M. A. Başoda tarafından davacılara satılmıştır. Hazine tapusunun oluştuğu 1962 tarihinden geriye doğru derdest davanın davacısının bağımsız 20 yıllık zilyetlik süresi de bulunmamaktadır. TMK. nun 996.maddesi uyarınca davacı aynı zamanda satıcısının eklemeli zilyetliğine dayanmaktadır. Bu bakımdan davacının belgesizden iktisap edebileceği taşınmazların yüzölçümü ilk satıcı M. A. Başoda'nın edinebileceği taşınmaz miktarından fazla olamaz. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi uyarınca, bir kişinin aynı çalışma alanı içinde edinebileceği taşınmazın yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönümü geçmez.
Az yukarıda esasları açıklanan Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyaları getirtilerek miktar araştırması ve değerlendirilmesi yönünden belirtildiği şekilde göz önünde tutulmamış, mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. İptaline karar verilen Hazinenin 380 belirtmelik parsel sayılı taşınmazın miktarı 73250 m2'dir. Sözü edilen dosyalara konu olan taşınmaz miktarları da göz önünde bulundurulduğunda 100 dönümlük limiti aşacağı görülmektedir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/760, 764 ve 766 esas sayılı dosyaları da getirtilerek dava dosyası arasına konulması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde açıklanan limitler karşısında miktar durumunun değerlendirilmesi, gerekirse dosyalar birleştirilerek birlikte görülmesinin sağlanması, 100 dönümlük miktar sınırını aştığı takdirde 3402 sayılı Kanunun 20.maddesi göz önünde bulundurularak davacı tarafa tercih hakkını kullanılmasının sağlanması, fazlaya ilişkin bölümün reddine karar verilmesinin düşünülmesi, davacının tercih hakkını kullanmaktan kaçınması halinde ise, mahkemece zilyet yararına olan taraftan ayrışmanın yapılması yönüne gidilmesi, böylece tüm deliller toplandıktan sonra birlikte değerlendirilerek belirtilen hukuki ve somut olgular karşısında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy