(3402 S. K. m. 18)
Dava: İbrahim Halil Ş. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen karar verilmesine yer olmadığına dair Besni Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.12.2004 gün ve 473/455 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 428, 429 ve 431 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 428 ve 429 parseller hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle daha önce reddine karar verilmiş olması ve bu yönün kesinleşmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 430 parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm dava koşulu gözetilmek suretiyle bozulmuştu. Uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan inceleme sonunda dava konusu parselin taksimle davacıya isabet ettiği belirlenmiştir.
Davacı, diğer parsellerle birlikte 431 parselin iptal ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece dava konusu 431 yerine, 430 parsel hakkında hüküm kurulmuştur. Dosyadaki bilgilere göre, 430 parsel davacı adına tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Dosya içeriğine göre incelemeler 431 parsel üzerinden yapılmıştır. 431 parsel yerine 430 parsel hakkında hüküm kurulmuş olması maddi hataya ilişkin olup, bu hususun mahkemesince her zaman düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.
Dava konusu 431 parsel davacının miras bırakanı adına kayıtlı 99 tahrir numaralı vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Cebel sınırını içeren 99 tahrir numaralı vergi kaydına dayanılarak 234 ve 235 parseller, 236 ve 430 parseller de zilyetliğe dayanılarak davacı adına tespit edilmiştir. Dava konusu parselin kuzeyinde Devlet sulama kanalı niteliğiyle tespit edilen 432 parsel yer almakta olup, bu parselin ötesi yol ve orman olarak gösterilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre 234, 235, 236 ve 430 parsellerle birlikte dava konusu taşınmazın davacı tarafından tasarruf edildiği belirlenmiş ise de, orman yönünden yapılan inceleme yetersizdir. Her ne kadar ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman haritasına göre orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış ise de, taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlama çalışmalarının yapılıp yapılmadığı sorulup araştırılmamıştır. Bu husus üzerinde durulması, yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman kadastrosu yapılmış ise buna ait belgelerin eksiksiz olarak getirtilip yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla yerine uygulanması, bu uygulamaya göre dava konusu yerlerin orman sınırlarından olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, orman kadastrosu hiç yapılmamış ise şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy