(3402 S. K. m. 16, 17, 18)
Dava: Orhan C. ile Hazine ve Molla Kasım Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Van 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.06.2005 gün ve 374/304 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastroca tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilemeyeceğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 11.06.2004 günlü krokide A harfi ile gösterilen 18398 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine diğer temyiz itirazlarının reddi ile taşınmazın tespit dışı bırakılma sebebinin, 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında Toprak Komisyonunca nasıl belirtildiği ve komşu parsellere ait belgelere göre bu yerin nasıl gösterildiğinin araştırılıp belirlenmesi gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmişti. Uyulan Yargıtay bozma ilamınca yapılan araştırma sonunda dava konusu taşınmazın Toprak Tevzi Komisyonunca 1966 yılında yapılan çalışmalar sırasında taşlık olması nedeniyle 142 belirtme parsel numarası ile belirtilmiş, Kadastro Müdürlüğünce verilen cevapta da, 1976 yılında engebeli ve tarıma elverişli olmaması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Gerek Toprak Komisyonunca ve gerekse Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında dava konusu yer tarıma elverişli olmayan taşlık niteliğiyle tespit edilen bir yerdir. Böyle bir yer kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılır. Ancak, imar ve ihya edildiği takdirde kazanılması mümkün olabilir. Önceki bozma kararında Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş ise de, taşınmazın niteliğinin araştırılıp belirlenmesi gereğine işaret edilmiş olup, bu husus bozmanın kapsamında sayılır. Başka bir anlatımla; bu yön kesinleşmiş olmaz. Bozmadan önce dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, imar ve ihya hakkında açıklamada bulunmaksızın davacı ve miras bırakanının zilyetliğinden haber vermişlerdir. Az öncede açıklandığı üzere; ihya edilmeksizin böyle bir yerin zilyetlik yoluyla nasıl kazanıldığı gereği gibi araştırılıp belirlenmemiştir. Bu yön gözönünde tutularak yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, davacı tanıklarının usulen çağırılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu yerin öncesi itibariyle niteliği, toprak komisyonu ve kadastro ekibince taşlık olarak tespit dışı bırakılan bu yerin davacı tarafından imar ve ihya edilip edilmediği, edilmiş ise bu olgunun nasıl geçtiği ve hangi tarihte tamamlandığının ayrıntılı olarak sorulması, ziraatçı uzman bilirkişiden gerekçeli görüş alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy