(3402 S. K. m. 12, 14, 16) (4721 S. K. m. 713) (2644 S. K. m. 21)
Dava: Şerafettin Kardeş ile Hazine ve Ataköy Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Pınarhisar Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 12.04.2005 gün ve 341/89 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmaz bölümünün vekil edeni adına tapuya tesciline ve davalı köy tüzel kişiliği tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünün davacının tapusu dışında kalan köy yolu olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı, yerin köy tüzel kişiliğine ait olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Ataköy köyünde yapılan kadastro çalışmalarının 19.2.1987 tarihinde kesinleştiği, davanın 13.8.2004 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi uyarınca köy yolunun kamu malı niteliğinde bulunduğu, olayda aynı Kanunun 12/3. maddesinde açıklanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebebine dayanılarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz 1985 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterilmiştir. Kural, olarak aktif yolların zilyetlikle kazanılması mümkün değil ise de, aktif olmayan (kullanılmayan) yol ve boşlukların, kazanma süresi ve diğer koşulların oluşması halinde, TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 21. maddesi gereğince zilyetlikle edinilmeleri mümkün olabilir. Söz konusu yol aktif (halen kullanılan) yol olmayıp davacı tarafından kendisine ait 130 nolu parsel içerisinde bulunan ve kahve olarak işlettiği yerin ön tarafında bahçe (avlu) niteliğinde kullanıldığı bir yerdir. Halen de davacı tarafından bu şekilde kullanılmaktadır. Taşınmazın bitişiğinde bulunan davacı Seyfettin'e ait 130 sayılı parselin kadastro tutanağı 25.11.1985 tarihinde düzenlenmiş olup, dava ise 13.8.2004 tarihinde açılmıştır.
Somut olayda; tespit dışı yanı paftasında yol olarak bırakılma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar davacı yararına 20 yıllık kazanma süresi ve koşulları gerçekleşmemiştir. Davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Yollar ve benzeri yerler sadece paftasında gösterilmekle yetinilir. Haklarında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden bu gibi yerler hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. fıkrasının uygulama olanağı bulunmamaktadır.
O halde, tespit tarihinden, dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, dava redle sonuçlanmış olup hüküm sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olmadığından reddi ile sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 20.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy