(1086 S. K. m. 53) (4721 S. K. m. 713, 715) (3402 S. K. m. 14, 17) (6831 S. K. m. 1)
Dava: H. Y., tereke temsilcisi H. K., dahili davacı M. Y., müdahil davacı İ. Ç. ile A. Y. ve müşterekleri, Hazine, K. Köyü Tüzel Kişiliği, dahili davalı F. Y. ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair N. 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.04.2005 gün ve 479/113 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi dahili davacı M. Y. vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmaz bölümünün mirasbırakan H. Y.'ın mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilemeyecek Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirtmek suretiyle davacıların davasının reddine, Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Davaya katılan İ. Ç. vekili, tescil konusu taşınmazın bir bölümünün dava tarihinden 4-5 yıl kadar önce A. Y. tarafından vekil edenine satılıp devredildiğini, yerin tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılamanın devamı sırasında ölen davacı H. Y. mirasçılarından dahili davalı M. Y., tescil konusu taşınmazın tümünü miras bırakan H.'in 1996 yılında kendisine satıp devrettiğini, müstakilen adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 05.12.2000 günlü krokide 1 numara ile gösterilen 19665,06 m2 yerin H. Y. mirasçıları olan davacılar, krokide 4 numara ile gösterilen 1340 m2 si hariç olmak üzere 5320 m2 yerin davaya katılan i. ç. adı.na tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hükmün tümü davalı Hazine vekili, İ. Ç. adına tescil edilen bölümü davaya dahil edilen mirasçılardan M. tarafından temyiz edilmiştir.
Davayı açan H. Y.'ın yargılamanın devamı sırasında ölümü üzerine mirasçılardan bir bölümü açılmış bulunan davaya olur vermek suretiyle yürütülmesini istemişler, terekesine temsilci tayin edilmek suretiyle dava yürütülüp sonuçlandırılmıştır. Diğer yönden davaya katılan İ. Ç., taşınmazın bu bölümünün adına tescilini istemiştir. Tescil davasına katılma yoluyla istekte bulunma bağımsız bir dava niteliğinde olup, katılanın gerekli dava harçlarını yatırması, hakkında taraf hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Adı geçenden gerekli dava harçları alınmadan yargılamanın yürütülüp sonuçta yazılı şekilde tescil hükmü kurmuş olması doğru değildir. Her ne kadar TMK.nun 713. maddesinin 6. fıkrasında; davalılar ve itiraz edenlerin aynı davada kendi adlarına tesciline karar verilmesini isteyebilecekleri açıklanmış ise de, Hazine dışındaki diğer tarafların tescil istekleri göz önünde tutularak kendilerinden gerekli dava harçlarının alınması gerekir. Davaya katılan İ. yönünden kurulan hüküm bu bakımdan kanuna aykırı ise de aşağıda açıklanacağı üzere; hüküm, redde ilişkin olup, bu hususa işaret edilmekle yetinilmiştir.
Dava, tapulama ve kadastro görmeyen tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. TMK.nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükümleri uyarınca; bir yerin tesciline karar verilebilmesi için tescil konusu taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürülmüş olması gerekir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 21.12.2000 günlü raporda özet olarak; amenajman planında tamamen yapraklı orman niteliğinde olan bu yerin 1969 yılında yapılıp 1970 yılında kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan bir yer olduğu belirlenmiştir. Kesinleşen sınırlama karşısında bu yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan bir yer değildir. Bilirkişinin raporunda sergilediği diğer açıklamalara göre de kesinleşen orman sınırlama tarihinden sonra dava konusu taşınmazın yapraklı orman örtüsüyle kaplı orman toprağı niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında, orman sayılmayan yerler TMK.nun 715. maddesinde belirtilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdir. Böyle bir yer ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında ihya edilmesi halinde kazanılabilir. Taşınmaz üzerinde yer yer bulunan kestane ağaçlarının meyvesinden yararlanılması kazanma bakımından yeterli sayılmaz. Ormancı bilirkişinin raporuna ekli haritaya göre tescil konusu taşınmaz bölümleri orman olarak gösterilen yeşil alanda kalmaktadır. Diğer yönden böyle bir kabul ve uygulama orman bütünlüğünü de bozar. Tüm bu açıklamalar karşısında tescil konusu taşınmaz bölümleri nitelikleri itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olmadıkları gibi ekonomik amaca uygun zilyetliğin sürdürüldüğü de belirlenmemiştir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında mirasçılardan M. Y.'ın hükmün İ. Ç. adına tesciline ilişkin bölümü yönünden ileri sürmüş olduğu temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıdan beri açıklamalar karşısında mirasçılardan M. Y.'ın temyiz itirazlarının REDDİNE, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün tümünün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy