(4721 S. K. m. 718, 719) (743 S. K. m. 644, 645)
Dava: Ali ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sarıoğlan Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.11.2004 gün ve 185/205 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 202 ada 58 parsel içerisindeki 6273,34 m2 yüzölçümündeki yeri 30-40 yıldır önce babasının, daha sonra kendisinin zilyetliğinde bulundurduğunu, irsen ve taksimen taşınmazın kendisine kaldığını açıklayıp adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 202 ada 58 parsel 680.300 m2 yüzölçümünde ham toprak niteliğiyle Hazine adına kadastro çalışmaları sırasında tespit görüp tapuya tescil edilen bir taşınmazdır. Davacı bu taşınmazın tam ortasından bir yerin adına tapuya tescilini istemektedir. Tescil talep edilen yer 202 ada 58 parselin sınırlarıyla çevrilidir.
TMK. nun 718 (MK. nun 644.) maddesi arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasına yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağını belirtmiştir. TMK. nun 719. (MK. nun 645.) maddesi de gayrimenkulün sınırlarının plan ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirleneceğini ihtiva etmektedir. TMK. nun 718. maddesi mülkiyetin dikey kapsamını, TMK. nun 719. maddesi de taşınmazın yatay (ufki) kapsamını göstermektedir. Gayrimenkul mülkiyeti ancak bu kurallara uygun olarak teşekkül edebilir.
Dava konusu taşınmazın sınırlarının aynı zamanda 202 ada 58 numaralı parselin sınırlarıyla çevrili olması mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın kendine özgü sınırlarının bulunması gerekir. TMK. nun 719. maddesine aykırı bir şekilde bir başka taşınmazın ortasında ve o taşınmazın sınırları kapsamında başka bir taşınmazın ayrı bir şahsa ait olabileceği kabul edilemez. 202 ada 58 parsel 680.300 m2 yüzölçümündedir. Dava konusu taşınmaz ise 6273,34 m2 olup, 202 ada 58 parselin içerisinde kalmaktadır. Dört tarafı 58 parselle çevrilidir. Dava konusu yerin bağımsız bir taşınmaz haline getirilmesine, 202 ada 58 parselle bağlantısının kesilmesine imkân bulunmadığı dosyada mevcut bulunan bilirkişilerin hazırladıkları krokili rapordan anlaşılmaktadır.
TMK. nun 718. ve 719. maddelerine aykırı bir biçimde başka bir taşınmazın çevrelediği sınırlar içinde kalan bir yerin tapuya tesciline ilişkin talebin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA,14.02.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Davacı miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 202 ada 58 parsel içinde kalan taşınmaz bölümüne ait tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide A harfi ile gösterilen bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 680380 m2 yüz ölçüme sahip 202 ada 58 parsel, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 14.08.1997 tarihinde ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Somut olayda; davacı, tespitten önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmaz bölümünün tespit tarihine kadar davacı ve devreden babası tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta, ziraatçı uzman bilirkişinin düzenlediği 10.08.2004 günlü raporda kuru tarım arazisi niteliğinde bulunduğunu bildirmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre dava kanıtlanmış olmaktadır. Dairenin değerli çoğunluğunca TMK. nun 718 ve 719.maddesi hükümleri göz önünde tutularak dava reddedilmek üzere kesin bozma sevk edilmiştir. Taşınmazın yatay olarak mülkiyetinin içeriğini düzenleyen TMK. nun 719.maddesinde aynen Taşınmazın sınırları tapu planları ve arz üzerindeki sınır işaretleri ile belirlenir denilmektedir. Kural olarak tapuya kayıtlı bir taşınmaz içerisinde ikinci bir taşınmaz olamaz. Somut olayda; 58 parselin tespitinden önce dava konusu taşınmaz bölümünün davacı tarafından kazanıldığı kanıtlanmıştır. Bu durumda, imar mevzuatı da göz önünde tutulmak suretiyle iptal ve tescile karar verilmesi gerekir. Davacının delil olarak dayandığı dosya arasındaki Sarıoğlan Kadastro Mahkemesinin 1999/79 esas, 2000/42 karar sayılı kesinleşmiş hükmü ve bu hükmün onanmasına ilişkin Yüksek Yargıtay 7.Hukuk Dairesi ilamındaki açıklamalara göre 58 parsel kapsamında kalan taşınmazın bir bölümü üzerinde kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Esasen paftaya göre de, dava konusu ana parselin içerisinde kadastroca oluşturulmuş başka parseller de yer almaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında hükmün onanması düşüncesiyle Daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy