(3402 S. K. m. 14, 17) (766 S. K. m. 2) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Halil İslim ile Hazine ve Atakent Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.10.2001 gün ve 121/713 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz üzerinde önce davacının babası Ali Rıza'nın, bilahare davacının, babasının sağlığında taşınmaza zilyet olduğunu, zilyetlik süresinin 40 yılı bulduğunu açıklayarak taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, davalı Hazine vekili tarafından hükmün kabule ilişkin bölümü temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi gereğince tespit dışı bırakılmıştır.
TMK. nun 713/1. maddesine göre, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilebilir. Dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı 1966 yılından sonra tapuya tescil edilmesi mümkündür. Mahkemece dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının usulüne uygun bir biçimde Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile sorulması gerekirken bu hususta araştırma yapılmaması kanuna aykırıdır.
Davacı vekili, taşınmazı halen sağ olan davacının babasının müvekkiline verdiğini ileri sürmüş, mahallinde dinlenen davacı şahitleri ise taşınmazın davacıya annesinden kaldığını ifade etmişlerdir. Dava dilekçesindeki açıklamalara ters düşen şahit beyanlarına dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Kanunun 2. maddesi hükümleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yerin imar-ihya edilmeden zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Kaldı ki, davacı vekili de taşınmazın davacının babası Ali Rıza ve onun murisleri tarafından imar-ihya edildiğini açıklamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesine göre; imar-ihya işlemlerinin tamamlanmasından sonra geçecek zilyetlik süresine değer verilebilir. Bu nedenle, mahkemece davacının dinlenen zilyetlik şahitlerine, taşınmaz üzerinde davacının babasının ne şekilde imar-ihya işlemleri yaptığı, bunları ne zaman tamamladığı sorulup belirlenmelidir. Şahitlerin dayanıksız soyut beyanlarına dayanılarak iktisap sağlayacak nitelikte zilyetliğin varlığı sonucuna varılıp davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy