(4721 S. K. m. 973, 982, 983)
Dava: Resul Ö. ve Serhenk Ö. ile Tuncer A. ve Murat G. aralarındaki zilyetliğin korunması davasının reddine dair Kağızman Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 20.06.2005 gün ve 99/106 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, Hazineye ait 274 ada 6 parsel üzerinde ecrimisil ödemek suretiyle müvekkillerinin zilyet olduğunu, davalıların meşru hakları olmadığı halde Mal Müdürlüğüne dilekçe vermek suretiyle müvekkillerinin zilyetliğine saldırı teşkil edecek şekilde tecavüze yeltendiklerini, taşınmazı kullandırmayacaklarını beyan ettiklerini, bu durumun davacıların zilyetliğine doğrudan doğruya müdahale olduğunu açıklayıp haksız tecavüzlerinin men'ine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacıların taşınmazı kiralayamadığını, kiralama taleplerinin Kağızman Mal Müdürlüğünce reddedildiğini, davacıların Hazine'ye ait taşınmaza tecavüzlerinin söz konusu olduğunu, Kağızman Mal Müdürlüğünün davacıların tecavüzünü öğrendiğinde davacılara ceza uyguladığını, bunun ecrimisil niteliğinde olmadığını, kendilerinin de taşınmaza tecavüzde bulunmadığını açıklayıp davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar Resul ve Serhenk Ö. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, Hazine'ye ait 274 ada 6 numaralı parsel üzerinde zilyet bulunduklarını, davalıların da zilyetlikten kaynaklanan haklarını kullanmasına engel olduklarını iddia ederek bu davayı açmışlardır. Davacıların başkasına ait taşınmaz üzerinde zilyet olması mümkün olduğu gibi TMK.973 ve müteakip maddeleri gereğince zilyetliğin korunmasını da istemeye hakları bulunmaktadır. Bu tür davalar zilyetliğin arkasında bir hak bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın sadece zilyet olunduğu için açılan davalardır. Amaç sosyal düzenin sürdürülmesidir. Mahkemenin davacıların taşınmaz için Hazine'ye ecrimisil ödemelerinin zilyetlik hakkını ve fiili hakimiyet durumunu doğurmayacağı gerekçesiyle davayı reddetmiş olması doğru değildir. Yapılması gereken taraf delillerini toplamak, mahallinde keşif yapıp, üstün zilyetliğin kimde olduğunu tespit etmek, TMK.982 ve 983. maddelerine göre davayı sonuçlandırmak olmalıdır. Mahkemenin red gerekçesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy