(4721 S. K. m. 683, 766)
Dava: Ş. ile H. mirasçıları N. ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair D. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12. 05. 1998 gün ve 413/187 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı mirasçılarından N. ve Ş. tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:Davacı, D. Noterliğinden düzenlenen 16.05.1991 tarih 06383 yevmiye nolu zilyetlik devri senedi ile dava konusu taşınmazı kardeşi M.' dan satın aldığını, davalının hiçbir hakkı olmadığı halde ve çekilen ihtarnameye karşın dava konusu evi işgal ettiğini ve boşaltmadığını belirterek haksız işgal nedeniyle davalının müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı H., esasen uyuşmazlık konusu evin kızı Ş. 'nın kocası M. 'ya ve kızına ait olduğunu, onların izniyle evde oturduğunu, yapılan satışın gerçek olmadığını, kızı Ş. ile M. arasında boşanma davası açıldığını, boşanma sonucu verilecek tazminat ve sair hususlardan kaçınmak için M. 'nin bu evi davacı Ş. 'ya satış yapmış gibi gösterildiğini, davacının hiçbir zaman taşınmazı teslim almadığını ve içinde oturmadığını, bu güne kadar da kızı ve kendisinin oturduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı H.'nin mirasçılarından N. ve Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Dava, haksız işgal nedeniyle müdahalenin önlenmesine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kabul gerekçesine katılmak mümkün değildir. Her ne kadar uyuşmazlık konusu taşınmaz davacı tarafından 16. 05. 1991 tarihinde satın alınmış ise de, hiçbir zaman taşınmazı teslim almamış ve içinde oturmamıştır. Halen de ölen davalı H. 'nin mirasçıları ve ölene kadarda H. 'nin içinde oturduğu anlaşılmaktadır. Davalı H. yargılamadan sonra ölmüştür. H.'yle birlikte oturan ve mirasçıları olan N. ve Ş. 'a mahkeme kararı tebliğ edilmiş olup, bunlar tarafından yapılan temyizde bu bakımdan yerinde bulunmaktadır. Çünkü N. ve Ş.'ın hükmü temyiz etmelerinde hukuki yararları bulunmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi, davacının hiçbir zaman dava konusu yerde zilyet olmadığını ve taşınmazın on yıldan beri davalı tarafından kullanıldığını bildirmişlerdir. Dinlenen tanık ise, taşınmazın kime ait olduğunu ve kim tarafından kullanıldığını bilmediğini, sadece senet tanığı olduğunu açıklamıştır.
Noterde düzenlenen satış senedinin hukuki sonuç doğurması için aynı zamanda taşınmazın da davacı tarafından devir ve teslim alınmış olması gerekir. Hükmü temyiz eden Ş. 'ın; eşi M., açılan boşanma davasının hukuki sonuçlarından (tazminat vs. den) kurtulmak ve bu amaçla eşi Ş.'ı zarara sokmak için satış yönünden taşınır mal niteliğinde bulunan tapusuz taşınmazı davacı kardeşine sattı ğı belirlendiğine ve bu tür bir satışa yönelik olan mülkiyetin nakli hukuki sonuç doğurmayacağına göre, böyle bir satışa geçerlilik tanınamaz (TMK. m. 766). O halde, yer teknik bilirkişinin raporuna göre tespit dışı bırakılan tapusuz bir yer olduğuna ve davacı tarafından taşınmaz eylemli olarak devir ve teslim alınmadığına, yapılan satış mülkiyeti nakle yeterli olmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Hükmü temyiz edenlerin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.10.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı 09.09.1996 havale tarihli dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttiği ve D. Noterliğinde düzenlenen Zilyetliğin devri senediyle davaya konu 1 adet garaj, 1 adet kömürlük ve 1 adet daireyi satın aldığını, bu yerde ikamet etmekte olan davalının fuzuli şagil olduğunu, davalıya noterden ihtarname gönderdiğini, tüm bu nedenlerle davalının bu yerlere haksız müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı 26.02.1997 havale tarihli dilekçesiyle: Dava konusu yerin damadı olan M.A. A. 'ya ait iken kızı Ş. ile damadının boşanmaları sonucunda, damadının bu yeri kardeşi olan davacıya muvazaalı olarak temlik ettiğini, esasen bu yerde damadının rızasıyla ikamet etmekte olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davalının 29.04.1998 tarihli teknik bilirkişi raporunda kırmızı kalemle taralı olarak gösterilen binanın 3. katındaki daire ile yeşil kalemle taralı olarak gösterilen garaj ve kömürlüğe vaki müdahalesinin men'ine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalının mirasçıları N. ve Ş. tarafından müştereken temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden:
1- Dilekçe ekindeki D. Noterliğinde düzenlenen 16 Mayıs 1991 tarih ve 6383 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki Zilyetlik devri senedi incelenmiştir. M.A. A. vekilinin mevkii, sınırları, cinsi ve miktarı ile öteki özellikleri yazılı olan 1 adet garaj, 1 adet kömürlük ve 1 adet dairedeki hak ve hisselerinin tamamının 8.072.000.-TL ye alıcısı olan Ş.'ya sattığını, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını, satışa konu yerlerdeki tüm hak ve hisselerinin tamamının zilyetliğini mahallinde alıcısına devir ve teslim ettiği yazılıdır.
2- Dava dilekçesi ekindeki D. Noterliğince onaylanan 16 Kasım 1995 tarih ve 13206 yevmiye numaralı ihtarnameden: Ş.'nın H.'a (davalımız) gönderdiği ihtarname ile noterde düzenlenen zilyetlik devir senedine konu olan garaj, kömürlük ve dairede 4 yıldan beri işgalci olduğu, bu yerleri ihtarname tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tahliye edilmesinin istendiği, aksi halde yasal yollara başvurulacağı yazılıdır. Söz konusu ihtarname noterlikçe onanmış ve muhatabına tebliğe çıkarılmıştır.
3- Davalı kişi 26.02.1997 havale tarihli dilekçesinde: Dava konusu ev ve müştemilatında damadına tebaan (damadının rızasıyla) kızıyla birlikte ikamet etmekte olduğunu açıkça bildirmiştir.
4- Mahallinde yapılan keşifte zilyetliğin devri senedi ne ve ihtarnameye konu olan mesken, garaj ve kömürlük belirlenmiştir. Keşif tarihi itibariyle de davalının bu yerleri elmenliğinde bulundurduğu tartışmasızdır.
Yukarıdan beri açıklandığı üzere, davacı, dava konusu yeri noterlikte re'sen düzenlenen zilyetliğin devri senediyle satın almış ve zilyetliği de kendisine mahallinde teslim edilmiştir. Davacı, bu yerde fuzuli şagil olduğunu içeren ihtarnameyi noter aracılığıyla davalıya göndermiştir. Esasen davalı da bu yerde damadının rızasıyla ikamet etmekte olduğunu, ne var ki damadı ile kızının boşanması sonucunda muvazaalı olarak bu yerin davacıya temlik edildiği iddiasında bulunmuştur. Davalının muvazaa iddiası böyle bir davada malik olmadığı için dinlenme olanağı yoktur. Davalı taraf karardan- sonra 28.07.2001 tarihinde ölmüştür. Ölümü ile kararı temyiz eden eşi N. ile davacının kardeşinden boşandığı söylenen kızı Ş., miras bırakanları H.'a (davalıya) tebaan eldeki kararı temyiz etmişlerdir. Yerel mahkemenin kararı usul ve yasaya ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına uygundur. Davalı H. (şimdi ölüdür) ve onun sağlığında ve halen bu evde oturan mirasçıları bu yerde fuzuli şagildirler. Korunmaya değer hiçbir üstün hakları yoktur. Tüm bu sebeplerle Daire çoğunluğunca benimsenen bozma kararındaki görüşlerin hiçbirisine katılmam mümkün değildir. Yerel mahkeme kararı usulden ve esastan doğrudur. Onanmalıdır. Bu sebeplerle çoğunluk görüşüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy