(3402 S. K. m. 14, 16, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Celal İ., dahili davacılar Fatma İşeri ve müşterekleri ile Hazine ve Karaağaç Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Orta-Çankırı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.03.2004 gün ve 73/34 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Celal İşeri, miras yoluyla intikal ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen kadastroca tespit dışı bırakılan yerin miras bırakan Mehmet İşeri mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama oturumlarına katılan davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 16.03.2004 günlü krokide A harfiyle gösterilen taşınmazın Mehmet İ. mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taşınmazın miras bırakanından kaldığını ileri sürerek tüm mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. İddia şekline göre taşınmaz elbirliği hükümlerine tabidir. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya mirasçılardan biri tarafından açılan davaya diğer mirasçıların katılmalarının sağlanması ya da olurlarının alınması, bu şekilde birlik sağlanmadığı taktirde miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuruyla davaya devam olunması gerekir. Bir kısım mirasçıların davalı gösterilmek suretiyle dava koşulunun yerine getirildiği kabul edilemez.
İşin esasına gelince;
Davacı kadastro çalışmaları sırasında yol olarak paftasında gösterilen taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle bir yerin TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda dava konusu taşınmaz sınırında yer alan davacıya ait 109 ada 3 parselin kadastro tutanağındaki bilgiler ve bu parsel hakkında Orta Kadastro Mahkemesine açılan kadastro tespitine itiraz davasına ilişkin 1997/12 esas no'lu dosyadaki bilgilere göre 1996 yılında paftasında yol olarak gösterilmek suretiyle belirtilmiştir. O tarihten 03.07.2002 dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy