(743 S. K. m. 639) (4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 265)
Dava: Gülseren Çiftler ve müşterekleri ile Mehmet Keskin aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İskenderun 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.06.2005 gün ve 170/3089 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, ortak miras bırakan Kamil'den kalan dava konusu parsellerin hükmen ve ifrazen davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak miras payları oranında iptaliyle vekil edenlerinin adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet Keskin vekili, dava konusu yerlerin İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/45 esas ve 1996/422 karar sayılı kesinleşen hükmüne dayanarak vekil edeni adına tapuya tescil edildiğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan Yargıtay bozma ilamı uyarınca, yapılan inceleme sonunda davanın kanıtlanmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların 23.4.1973 tarihinde ölen Kamil'in mirasçıları olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar vekili, dava konusu yerlerin ortak miras bırakan Kamil'den kaldığını, terekesinin taksim edilmediğini, davalının zilyetliğinin tüm mirasçılar adına geçtiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, davalı vekili bu yerin 1970 yılından bu yana vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, hükmen adına tescil edildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı taşınmazların miras bırakanla ilgisinin bulunmadığını, kendi zilyetliğinde olduğunu ileri sürdüğüne göre TMK. nun 6.maddesi hükmü uyarınca herkesin iddiasını kanıtlaması gerekir. Başka anlatımla, davacılar bu yerin miras bırakan Kamil'den kaldığını taksim edilmediğini, davalının da bu yerlerin miras bırakanla ilgisinin olmadığını zilyetliği altında bulunan bir yer olduğunu kanıtlaması gerekir. Önceki bozma kararında vurgulandığı üzere dava konusu parsellerin öncesi ve esası olan 106 parselin tapu kaydının iptali ve tescili için şimdiki davanın davalısı Mehmet Keskin vekilinin kayıt maliki Nasullah Sayak aleyhine açmış olduğu iptal ve tescil davası sonunda 2.4.1996 gün, 45/422 esas ve karar sayılı hükümle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme isteği reddedilmek suretiyle kesinleşmiş ve hükmen davalı adına tapuya tescil edildikten sonra 16.4.1997 tarihinde yapılan ayırma sonucu 5253 ila 5300 parseller oluşmuş, bunlardan 5253 ila 5266 ve 5279 ila 5288 parseller davalı adına, diğer parsellerde dava tarihinden önce davada taraf durumunu almayan üçüncü kişilere temlik edilmek suretiyle sicil oluşmuştur.
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükümle şimdiki davanın davalısı Mehmet'in dinletmiş olduğu tanıklar 1970 yılından 13.1.1995 dava tarihine kadar koşullarına uygun olarak 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu, 106 parselin tapu kaydının TMK. nun 639/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğini bildirmişlerdir. Kesinleşen bu hükümle belirlenen olgular davalı yönünden güçlü bir delil teşkil eder. Görülmekte olan dava nedeniyle dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin tarafların ortak miras bırakanı Kamil'den kaldığını, Kamil'in bir süre tasarruf ettikten sonra ölümü üzerine davalının zilyetliğini sürdürdüğünü, taksim edilmediğini bildirmişlerdir. Mahkemece her iki dava nedeniyle dinlenen tanık beyanları arasındaki farklılık giderilmeden önceki dava nedeniyle dinlenen tanıkların sözlerine değer ve üstünlük tanınmak suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ayrıntıları keşif tutanakları ve yargılama tutanakları içeriklerinden anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğin aidiyeti başlangıcı yönünden farklılık mevcut olup bu husus giderilmeden hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Gerçekten de bu yer ortak miras bırakan Kamil'den kalan bir yer olup da taksim durumu da ileri sürülmediğine ve kanıtlanmadığına göre mirasçılardan birinin taşınmaz üzerindeki zilyetliği tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılır ve zilyet olan mirasçı bakımından da kazanma sebebi sayılmaz. Sağlıklı bir sonuca ulaşılması bakımından taraf tanıklarının davetiyeyle çağrılarak dava konusu parsellerin başında dinlenilmesi, beyanları arasındaki aykırılığın ortaya konulması, HUMK.265.maddesi hükmü gözönünde tutularak beyanları arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılması, taşınmazın zilyetliği ve mülkiyeti kesin olarak belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy