(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Hacı Mustafa Akyürek ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 5. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.04.2005 gün ve 668/260 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastroca adına tespit ve tescil edilen 480 parselin sınırında yer alan ve yanlış tespit edilen taşınmaz bölümünün 480 parsele ilave edilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişinin düzenlediği krokide A harfiyle belirtilen 2977.56 m2 yerin davacı Mustafa Akyürek ile davaya muvafakatını bildiren Hüseyin Akyürek ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu taşınmazın miras bırakanı babası Mustafa Akyürek'ten kaldığını ileri sürmüş, Mustafa Akyürek mirasçılarından bir bölümü noterde düzenlenen muvafakatnameyle davaya olurlarını bildirmişlerdir. Miras bırakan Mustafa'nın mirasçılık belgesi dosya arasında bulunmamaktadır. Bu nedenle muvafakat bildiren kimselerin mirasçı olup olmadıkları denetlenmediği gibi, başka mirasçılarının bulunup bulunmadığı da anlaşılmamıştır. Bu yön gözönünde tutularak miras bırakan Mustafa'ya ait mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine ait olup başka mirasçıların olması halinde açılmış bulunan davaya yöntemine uygun biçimde muvafakatlarının alınması ya da katılmalarının sağlanması veya miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuruyla davaya devam olunması gerekir.
İşin esasına gelince; yapılan inceleme ve teknik bilirkişi raporundaki açıklamalara göre dava konusu taşınmaz 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan boşluk niteliğinde bir yerdir. Bu durumda uyuşmazlığın TMK. nun 713. maddesi çerçevesinde çözüme kavuşturulması gerekir. Bu bakımdan öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, taşınmazın bulunduğu çalışma alanının belirlenmesi, davanın ilgisi yönünden Hazine yanında sınırları içerisinde bulunduğu tüzel kişiliğe yöneltilmesi, aynı maddenin 4. ve 5. fıkrasında yazılı yerel ve gazete ilanlarının yapılması, davada 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmadığı nazara alınarak davacılar ve miras bırakanlar adına yöntemine uygun bir biçimde miktar araştırması yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy