(4721 S. K. m. 6, 984)
Dava: Cemile Yiğitalp ile Hasan Başkurt aralarındaki elatmanın önlenilmesi davasının reddine dair Çüngüş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.07.2005 gün ve 10/20 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın miras bırakan babasının sağlığında yaptığı paylaştırma sonucu kendisine isabet ettiğini, davalının yararlanmasına karşı koyduğunu ileri sürerek elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hasan, ortak miras bırakanın sağlığında davacının miras payına karşılık kendisine para verdiğini, dava konusu yerin erkek çocuklara bırakıldığını, taşınmazlarını erkek çocukları arasında paylaştırdığını ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının elatmanın önlenilmesi tarihinden itibaren bir yıl içinde istekte bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetliğin korunmasına ilişkin bulunduğu görüşünden hareketle davanın TMK.nun 984. maddesinde yazılı süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre uyuşmazlık miras yoluyla intikal eden mülkiyet hakkına ilişkin bulunmaktadır. Davacı miras bırakanından intikal eden dava konusu taşınmaza davalının elkoyduğunu ve yararlanmasına karşı koyduğunu belirterek elatmanın önlenilmesini istemiştir. Bu durumda uyuşmazlığın mülkiyet hakkına dayalı olduğunun kabulü gerekir. Tarafların 2002 yılında ölen Zülfo Başkurt'un mirasçıları olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı miras bırakanın sağlığında bu yeri kendisine verdiğini ileri sürmüş olmasına rağmen davalı miras bırakanın taşınmazları erkek çocuklarına bıraktığını bildirmiştir. TMK.nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı bu yerin kendisine bırakıldığını bildirmiş, davalıda davacının miras hakkını para olarak ödediğini, bu yerin erkek çocuklarına bırakıldığını savunmuştur. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri gereği gibi toplanmamıştır. Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bu açıklamalar gözönünde tutularak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy