(3402 S. K. m. 9)
Dava: Keziban Altıntaş ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bünyan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 27.06.2005 gün ve 406/321 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak 105 ada 461 parsel içerisinde kalan yaklaşık 25.000 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi, kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 13.000 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 105 ada 461 parsel, 362.920 m2 yüzölçümlü olarak ham toprak niteliği ile belgesizden ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün olduğundan Hazine adına tespit edilmiş, tutanak 04.11.1999 tarihinde kesinleşerek tapu kaydı oluşmuştur.
Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç toplanan delillere ve dosya kapsamına uygun değildir. Taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliği ile belirlenmiştir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişilerden kadastro çalışmaları sırasında da bilirkişi olarak görev yapan yerel bilirkişi Abdullah Memiş ve Ahmet Özmen ile davacı tanığı Şükrü Paksoy, miras bırakan Adem'in 10 yıl kadar önce öldüğünü, taşınmazı hiç ekip biçmediğini, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu yerin kullanılmaması nedeniyle Hazine adına yazıldığını, o tarihte davacıların kullandığı yerlerin adlarına tespit edildiğini, kadastro tespitinin doğru yapıldığını açıklamışlardır. Ziraat Bilirkişisi Mümtaz Hacıpaşalıoğlu 27.06.2005 havale tarihli dilekçesinde taşınmazın kuzey kısmının kayalık ve aşırı eğimli olması nedeniyle üretim yapmaya elverişli olmadığını, 13 dekarlık bölümün ise uzun zamandır tarımsal faaliyet yapılmayan hali arazi niteliğinde olduğunu açıklaması karşısında dava konusu yerin ziraata elverişli olmayan, üzerinde ziraat yapılmayan yerlerden olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu açıklamalar karşısında kadastro tespitinin doğru olarak yapıldığı, davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy