(4721 S. K. m. 501, 713)
Dava: Ziya Nuri Y
.. ile Hazine, Ketenciler Köyü Tüzel Kişiliği ve İbrahim A
.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kocaeli 3.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.02.2004 gün ve 151/32 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 252 parselin kayıt maliki İbrahim A
..'ın bilinmeyen bir kişi olduğunu, 1956 yılından bu yana zilyet olduğunu, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kayıt maliki İbrahim'in dava konusu taşınmazı davacıya bağışlayıp teslim ettiği ve davacının zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 252 parsel 05.12.1955 tarihinde tapulama yoluyla Abdullah oğlu İbrahim A
adına tapuyla tescil edilmiştir. Davacı, kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğu sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin bu tür davaların kayıt malikinin mirasçıları veya son mirasçı sıfatıyla Hazineye karşı açılmış olması yeterli olup ayrıca köy tüzel kişiliğine davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Köy hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu yön bozma sebebi sayılmamıştır.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili 252 parselin kayıt maliki İbrahim Aydın'ın "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..." sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre kayıt maliki İbrahim'in bilinmeyen bir kişi olmayıp çocuksuz olarak öldüğü ve mirasının Hazineye kaldığı belirlenmiştir. Bu açıklamalar karşısında davacının ileri sürmüş olduğu sebep yerinde bulunmamaktadır. Kayıt maliki mirasçı bırakmadan öldüğüne göre, TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca terekesi Hazineye intikal eder. Hazineye kalan böyle bir yerin kazanılması mümkün değildir. Mahkemece, kayıt malikinin dava konusu yeri davacıya bağışlayıp teslim ettiği ve davacının zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, tapulu bir yerin haricen bağışı geçersiz olup, ayrıca kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi de mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy