(3402 S. K. m. 19)
Dava: T. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair T. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.06.2005 gün ve 84/239 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, vekil edenlerinin zilyetlik ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz bölümlerinin kadastro çalışmaları sırasında 189 ada 219, 220, 222 ve 223 parseller kapsamında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek bu yerlere ait tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu yerlerin Hazine adına tapuda kayıtlı, zilyetlik yoluyla edinilemeyecek Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 189 ada 223 parsel hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer parseller kapsamında kalan ve teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide belirtilen yerlere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar ayrı ayrı dava açmışlar, yargılama aşamasında bağlantı durumu göz önünde tutularak tüm dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yargılama yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 189 ada 219, 220 ve 222 parsellere ilişkin kadastro tutanaklarında aynen "tahdidi yapılan tapu ve vergi kaydına rastlanmayan işbu 189 ada 219, 220, 222 ve 223 nolu parseller ile 187 ada 1 nolu parsel Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve T. Mal Müdürlüğünün 48/145 sayılı yazısının 27 sıra numarasında hudutları yazılı taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu ve bu parselleri bir bütün halinde Maliye Hazinesi tarafından Ş. Köyü Tüzel Kişiliği adına kiraya verildiği ve hudutlarının adı geçen parselleri kapsadığı ve adı geçen parsellerin zeminde ayrı ayrı parseller olduğu ve 1989 yılından beri Şeyhli Köyü Tüzel Kişiliği tarafından kullanıldığı muhtar ve bilirkişilerin müşterek ifade ve beyanlarından anlaşıldığından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesine istinaden tarla vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespitinin 04.11.1996 tarihinde yapıldığı" yazılıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar vekili, vekil edenlerinin ayrı ayrı kullandığı taşınmaz bölümlerinin kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenine dayanarak iptal ve tescilini istemiştir. Yerel bilirkişi dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün ve taşınmazların Rumlardan kalan yerler olduğunu, daha sonra köy halkı tarafından paylaştırıldığını, anlaşma sağlanmayınca Hazine adına yazıldığını bildirmiş, tanıklar bu yerlerin Rumlardan kaldığı hususunda bir açıklamada bulunmaksızın tanık K. dava konusu yerlerin yaylak yer olduğunu, diğer tanıklar da davacıların ekip biçtiğini, davalı Hazine tanıkları da bu yerlerin tüm köy halkının yararlandığı yaylak yerlerden olduğunu ve öncesi itibariyle Rumlardan kalan yerler olduğunu bildirmişlerdir. Davacılar iptal ve tescil istediklerine göre, dava konusu yerlerin kazanılmaya elverişli yerlerden olduğunu kanıtlamaları gerekir. Başka bir anlatımla, bu yerlerin Rumlardan intikal kanunları uyarınca Hazineye kalan yerlerden bulunmadığını ortaya koymaları gerekir. Yerel bilirkişi ve bir kısım tanıklar bu yerlerin Rumlardan kaldığını bildirmiş olmalarına karşın diğer tanıklar bu konuda bir açıklamada bulunmamışlardır. Diğer yönden, bir kısım tanıklar taşınmazın kamunun yararlandığı Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylak yerlerden olduğunu açıklamışlar, mahkemece bu yönden de herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlamasının yapılıp yapılmadığı araştırılmadığı gibi yapılan uygulama ve bilirkişinin raporu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirleme bakımından yetersizdir. Yetersiz uygulama ve uzman bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Bunlardan ayrı, dava konusu yerlerin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar nedeniyle tapu sicilinden terkin edildiği bildirildiği halde, bu husus da araştırılıp belirlenmemiştir. Tüm bu açıklamalar ve kadastro tutanaklarındaki bilgiler gözönünde tutularak dava konusu yerlerin tespit tarihinden önce Hazine adına tapuda kayıtlı olup olmadıkları, Hazine adına kayıtlı yerler ise tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren Tapu Sicil Müdürlüğünden, yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca sınırlama çalışmaları yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden, bu yerde tahsisli yaylak bulunup bulunmadığının il Özel İdare Müdürlüğünden, Mera Kanunu uyarınca yapılan çalışmalara ilişkin belgelerin bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla bu belgelerin yerlerine uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu yerlerin Rumlardan Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı, bu tür yerler değil ise yaylak niteliğinde yerler olup olmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesi, orman sınırlama çalışmaları yapılmışsa bunlara ait belgelere, yapılmamışsa memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planına göre orman sayılan yerlerden, orman sayılmayan yerlerden ise 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi kapsamına giren yerlerden bulunup bulunmadığının araştırılıp belirlenmesi, ormancı bilirkişiden bu hususta gerekçeli rapor alınması, Mera Tahsis Komisyonunca mera olarak belirtilen ve bu nedenle tapu kayıtları terkin edilen yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy