(3402 S. K. m. 14, 15, 33) (4721 S. K. m. 2, 676, 701, 702)
Dava: Eşe Kaya ile Eşe Coşkun (Kütük) ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kozan 1.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.05.2005 gün ve 525/253 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ortak miras bırakan Ömer Coşkun'un terekesi taksim edilmediği halde taksim edilmiş gibi dava dışı 126 ada 4 parselin vekil edeni adına 126 ada 3, 5, 6, 7, 8 ve 9 parsellerin davalılar adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak miras payı oranında tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ahmet Yalıç, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Diğer davalılar vekili, miras bırakan Ömer'in ölümünden sonra, taksimden önce dava konusu parsellerin paylaştırılması için tüm mirasçılarının çağrıldığını, katılmaması nedeniyle yokluğunda yapılan taksim ve kura sonucu 126 ada 4 parselin davacıya, diğer parsellerin de vekil edenleri ile davalı Ahmet'e bırakıldığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taksime katılmamasına rağmen kura sonucu kendisine isabet eden 4 nolu parsel üzerine 5-6 yıl kadar önce ev yapmak suretiyle taksime rıza gösterdiği ve herhangi bir itirazda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalı Ahmet Yalıç ile Eşe Coşkun adına paylı olarak yazılı bulunan 126 ada 3 parselin miras bırakan Ömer tarafından sağlığında davalı Ahmet'e verildiği belirlenmiş bulunduğuna göre bu parsel hakkındaki davanın reddine ilişkin hüküm bölümü sonucu itibariyle doğru olmaktadır. Davacı vekilinin 126 ada 3 parsele ilişen temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Diğer parsellere ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu tüm parsellerin, 09.09.1985 tarihinde ölen tarafların ortak miras bırakanı Ömer Coşkun'dan kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, geçerli bir taksim yapıldığının taksime dayanan tarafça kanıtlanması gerekir. TMK. nun 676. maddesi hükmüne göre, paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlanmıştır. Bu maddede öngörülen şekil geçerlilik koşulu olup, taksim sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Somut olayda, davalıların savunmalarında geçen taksim olgusu kadastro tespitinden önce yapılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme nedeniyle genel hüküm niteliği kazandırılan aynı Kanunun 15. maddesi hükmüne göre, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların 14. madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. Anılan hüküm karşısında kadastrodan önceki taksimin her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Tapusuz olan bir yerin/yerlerin haricen taksimi geçerlidir. Ancak böyle bir sonuca ulaşabilmek için, yukarıda temas edilen maddelerdeki düzenlemeye göre taksime tüm mirasçıların katılması zorunludur. Bir kısım mirasçılar katılmaksızın yapılan bir taksim geçerli değildir. Elbirliği mülkiyet haline son veren taksim olgusu önemli bir tasarruf olup, TMK. nun 701 ve 702. maddelerine göre de tüm mirasçıların katılımı ile yapılması gerekir. Geçerli olmayan taksime ses çıkarmamak veya itirazda bulunmamak, somut olayda olduğu gibi kura sonucu isabet eden taşınmaz üzerine bina yapmak geçersiz taksimi geçerli hale getirmez. Esasen mirasçıların tek başına veya birlikte tereke mallarının bir kısmı veya tamamı üzerinde tasarruf etmeleri mümkündür. Böyle bir tasarrufta tüm mirasçılar adına geçmiş sayılır. Davacının yokluğunda diğer mirasçılar arasında yapılan taksim kullanma amacına yöneliktir. Davacının kullanım amaçlı taksim sözleşmesi uyarınca terekeye dahil bir parselden yararlanması, ondan sonra iptal ve tescil davası açması TMK. nun 2. maddesinde yazılı hakkın kötüye kullanılması olarak da nitelendirilmemelidir. 25.01.1984 gün 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; TMK. nun 2. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hakime özel ve istisnai hallerde hüküm verme imkanını sağlamaktır. Mirasçılar arasındaki taksimde anılan kuralın uygulama yerinin olmaması gerekir. Tüm bu açıklamalara göre, geçerli bir taksimden söz edilemeyeceğine göre davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken geçersiz taksime itiraz edilmemesi ve rıza gösterilmiş olması gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin 126 ada 3 parsel dışında kalan diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 126 ada 5, 6, 7,8 ve 9 parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin Üye A. Şükrü Seçkin ve Akın Demir'in karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 17.11.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy