(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: O. ile Hazine, Ç. Belediye Başkanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair F. 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.06.2005 gün ve 534/387 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan daha sonra idari yoldan Hazine adına 1158 parsel numarasıyla tapuya tescil edilen taşınmaz bölümüne ait tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Ç. Belediye Başkanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 100/469 payının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece taktir edilerek karar verildiği ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki hususlar dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
Dava konusu taşınmaz 13.4.1976 tarihinde dere yatağı olarak tespit dışı bırakılmış, 10.9.2002 tarihinde ham toprak niteliğiyle idari yoldan 1158 parsel numarasıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın dere yatağı olarak 13.4.1976 tarihinde tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir yerin 3402 sayılı Kanunun 17. maddesine göre imar-ihyası tamamlandıktan ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde belirtilen ve kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik süresi dolduktan sonra iktisabı mümkündür. Dinlenen davacı şahitleri imar-ihya işlemlerine ne zaman başlandığını ve hangi tarihte imar-ihya işlemlerinin tamamlandığını bildirmedikleri gibi, bu konuda uzman ziraat mühendisi ve jeolog bilirkişinin raporlarında da yeterli açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca 3402 sayılı Kanunun 17/son maddesine göre; İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi uygulanamayacaktır. Bu nedenle taşınmazın bulunduğu yerin imar planı kapsamına alındığı tarih önem arz etmektedir. Temyiz incelemesine konu edilen aynı bölgeyle ilgili F. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/197 esas, 2005/391 karar sayılı dava dosyasında bu bölgede Ç. Belediye Başkanlığınca imar çalışmalarının 21.11.2003 tarihinde onandığı, ancak itirazlar olduğundan henüz kesinleşmediği bildirilmiş, ancak söz konusu parsellerin bulunduğu alanlarda Ç. Kasabası Belediyelik olmadan önceki dönemlerde K. Belediyesinin mücavir alanı konumundayken 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının yapıldığı K. Belediye Başkanlığının yazısıyla bildirildiği Ç. Belediye Başkanlığının 10.3.2004 tarih 311 sayılı yazısından anlaşılmaktadır. Gene aynı bölgeyle ilgili F. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/198 E. 2005/392 K. sayılı dava dosyasına arasında yapım tarihi 26.10.1977 ve 25.10.1989 tarihi olarak bildirilen ve İller Bankası tarafından yapıldığı anlaşılan K. Belediyesine ait imar planları bulunmaktadır. Bu hale göre, yeniden Ç. Belediye Başkanlığına müzekkere yazılarak, K. Belediyesi tarafından İller Bankasına yaptırılan 1/1000 ölçekli imar planının onaylanıp onaylanmadığının sorulması, bu imar planına ait haritanın istenmesi, mahallinde yapılacak keşifte dava konusu taşınmazın bu imar planına göre ne şekilde gösterildiğinin bilirkişiler marifetiyle tespiti gerekir. Taşınmazın net bir biçimde imar planı içerisine alındığı tarihin belirlenmesi halinde, tespit dışı kalma tarihi olan 13.4.1976'dan taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar geçen sürenin 3402 sayılı Kanunun 14. maddesiyle, TMK.713 maddesinin iktisap için gerekli gördüğü 20 yıllık zilyetlik süresini doldurup doldurmadığı üzerinde durulmalıdır. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy