(4721 S. K. m. 713, 715, 984) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Mahmut Yaman ile Hazine ve Kılköy Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair Nazimiye Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.03.2005 gün ve 25/5 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını yazdığı bir parça taşınmazın olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına istinaden müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kılköy köyü muhtarlığı adına davaya cevap veren Gazi Taşkıran, dava konusu yerin ibadethane olduğunu, kimsenin zilyetliğinde bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın köy orta malı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK. 713. maddesine göre açılmış tescil davasıdır. Böyle bir davada TMK. 713. maddesinde açıklanan bütün hususların davacı lehine gerçekleşmesi, bu nedenle de davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğin 20 yıl süreyle malik sıfatıyla devam edip etmediği üzerinde durulması icap eder. Bu amaçla davacının ve davalıların bildirdiği delillerin toplanması, mahallinde yapılacak keşifte HUMK. 258 ve 259. maddesi hükümlerine göre tarafların bildirdikleri şahitlerin dinlenmesi, davacının dayandığı vergi kaydının mahalli bilirkişiler marifetiyle mahalline uygulanması, vergi kaydı malikiyle davacı arasındaki ilişkinin belirlenmesi gerekir. Mahkemece, davacının bildirdiği deliller toplanmadan, mahallinde keşif yapılıp taraf şahitleri dinlenmeden taşınmazın bulunduğu yer ve niteliği belirlenmeden daha önce davacının açtığı men'i müdahale davasındaki keşfe dayanarak davayı reddetmesi doğru olmamıştır. Zilyetliğe vaki müdahalenin önlenmesine ilişkin olan Nazimiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/12 esas, 2004/24 sayılı kararı, TMK. 984. maddesinde yer alan iki aylık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması sebebiyle reddedilmiştir. Nazimiye Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davada mülkiyet sorunu çözümlenmemiştir. Bu nedenle bu dosyaya tescil davasında delil olarak değer verilemez. Davacının Nazimiye Kaymakamlığının 3091 sayılı Kanun hükümleri gereğince mahallinde yaptığı 08.08.2002 tarihli keşifte düzenlenen tutanakla köy halkının ve köy muhtarının ısrarı üzerine şikayetinden vazgeçmiş olması mülkiyeti kazanmasına esas olacak biçimde TMK.713. maddesine göre tescil davası açmasına engel teşkil etmez.
Mahkemece yapılacak iş, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerini toplayıp, mahallinde keşif yapmak, taraf şahitlerini ve komşu köylerden mahalli bilirkişi dinlemek, taşınmazın köy orta malı olup olmadığı üzerinde durup niteliğini belirlemek, davacının dayandığı vergi kaydını mahalline uygulamak, vergi kaydı malikiyle davacı arasındaki ilişkiyi kurmak, gerektiğinde ziraat mühendisi bilirkişiden rapor almak, kadastro teknisyeni bilirkişi marifetiyle taşınmazın tescile esas olacak krokisini hazırlatmak, TMK.713, 715 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddesinde aranan tüm şartların davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durmak ve sonucuna göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy