(4721 S. K. m. 713/2)
Dava: Davacı-karşı davalılar Ahmet Kılınç ve İbrahim Kılınç, davacılar Veli Eraslan ve müşterekleri ile davalı-karşı davacı Orhan Yüksel ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi, yıkım davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair Ankara 5. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.04.2005 gün ve 850/128 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Orhan Yüksel ve müşterekleri vekili, duruşmasız incelenmesi ise Ahmet Kılınç vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.01.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat Şakir Erkan Göksu ve karşı taraftan davacılar vekili Avukat Oktay Polat geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar Ahmet Kılınç ve İbrahim Kılınç vekili, vekil edenlerinin ayrı ayrı zilyetlik ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz bölümlerine ait davalı Orhan Yüksel adına imar uygulaması sonucu oluşan paylara ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına ayrı ayrı tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı Orhan Yüksel ile diğer davacılar Gönül Çelik ve arkadaşları vekili, vekil edeni Orhan aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalılar Ahmet Kılınç ve İbrahim Kılınç'ın tapulu taşınmaza elatmalarının önlenmesine ve yapmış oldukları yapıların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı İbrahim Kılınç'ın açmış olduğu davanın kabulü ile, 27804 ada 1 parselde davalı Orhan Yüksel adına kayıtlı 814/1313 paydan 377/1313 payın iptali ile adına tapuya tesciline,
Davacı Veli Eraslan ve Gönül Çelik'in davasının atiye terk edilmesi nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacı Ahmet Kılınç'ın tapu iptali ve tescil davasıyla, davalı-karşı davacı Orhan Yüksel, Ali Karagöz'ün elatmanın önlenilmesi ve yıkım davasının reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Orhan Yüksel vekili, Ahmet Kılınç'ın davasının reddine ilişkin hüküm bölümü de davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 1966 ada,22 parsel 22.10.1942 tarihinde kadastro yoluyla davalı Orhan'ın miras bırakanı Hilmi Yüksel adına tescil edilmiş, 1989 ve 23.3.1998 tarihlerinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşan 27801 ada 3 ve 4 parseller davada taraf durumunu almayan Çankaya Belediye Başkanlığı ile ASKİ Genel Müdürlüğü, 27804 ada 1 parsel de davalı Orhan'ın miras bırakanı Hilmi Yüksel ile diğer paydaşlar Çankaya Belediye Başkanlığı, Çelebi Kılınç, Kezban Taşkınsoy ve Ali Karagöz adına tescil edilmiş, Hilmi Yüksel adına yazılı bulunan 814/1313 pay 20.6.2000 tarihinde intikal yoluyla davalı Orhan adına tescil edilmiştir.
Yapılan inceleme ve teknik bilirkişi raporlarına göre davacı-davalı Ahmet Kılınç'ın dava konusu ettiği taşınmaz bölümün Çankaya Belediye Başkanlığı ile ASKİ Genel Müdürlüğü adına tescil edilen 27801 ada 3 ve 4 parseller ile kısmen de yolda kalmaktadır. Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliklerine karşı açılması gerekir. 3 ve 4 parsellerin kayıt maliklerine dava yöneltilmediğine göre davacı Ahmet'in davasının husumet yokluğuyla reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yönden taşınmazın bir bölümü yolda kalmış olup bu yere ait davanın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca çözüme kavuşturulması gerekir. Bu istek yönünden de dava Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi olan belediyeye de yöneltilmediğine göre bu bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması da sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Davacı Ahmet Kılınç vekilinin hükmün bu bölümüne yöneltmiş olduğu temyiz itirazlarının reddiyle ona ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Davalı-karşı davacı Orhan Yüksel ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.
Yapılan incelemeye göre davacı İbrahim Kılınç'ın dava konusu ettiği taşınmaz, imar uygulaması sonucu oluşan 27804 ada 1 parsel kapsamında kalmaktadır. Davacı vekili, dava konusu taşınmaz bölümü üzerine vekil edeninin miras bırakanı Halil Kılıç'ın 1972 yılında gecekondu yaptığını ve vekil edeni İbrahim'in Halil Kılınç mirasçısı sıfatıyla zilyetliğini devam ettirdiğini bildirmiştir. Davacının miras bırakanı Halil Kılınç 17.10.1978 tarihinde ölmüş olup, dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davacı İbrahim dışında kalan başka mirasçıları da mevcuttur. Taşınmazın miras bırakan Halil'den davacı İbrahim'e geçtiği hakkında dosyada herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu durumda dava koşulunun gözetilmesi gerekir. Davacı İbrahim'in miras bırakanı Halil'in ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK.nun 701 ve 702 maddesi hükümlerine göre elbirliği mülkiyetinde birlikte tasarruf esası caridir.
Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması, mirasçılardan biri tarafından açılan davaya diğer mirasçıların katılmak veya muvafakatlarını bildirmek ya da miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davanın yürütülmesi gerekmektedir. Somut olayda mirasçılardan Haydar diğer mirasçılarının bir hakkının bulunmadığını bildirmiş ise de, bu beyan diğer mirasçıları bağlayıcı nitelikte değildir. Bu yön gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın davacıya geçiş şekli üzerinde durulması, davacı vekilinin dava dilekçesinde " ... Halil Kılıç mirasçısı sıfatı ile zilyetliği devam ettirmiştir..." sözlerinin gözönünde tutulması, taksim veya benzeri bir işlem ile elbirliği mülkiyet haline son verilmemiş ise mirasçılardan birinin terekeye dahil bir malın kendi adına tescilini isteyemeyeceği, bu yolda açılmış bulunan davaya diğer mirasçıların da katılmak suretiyle tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gözönünde tutularak davanın reddine, taksim veya benzeri bir işlemle bu yerin davacıya geçtiği belirlendiği taktirde iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Somut olayda davacı İbrahim'in göstermiş olduğu tanıklar dinlenmiş olduğu halde davalı Orhan vekilinin 11.01.2001 havale tarihli dilekçesinde isimleri bildirilen tanıklar dinlenilmediği gibi dinlenilmeme sebebi de açıklanmamıştır.
Bundan ayrı davalı Orhan vekili dava dilekçesinde davacıların gecekondularının bulunduğu yerin 102.sokak'da kaldığını, davacıların bu yerde zilyetliklerinin bulunmadığını, geçen zilyetliklerinin imar mevzuatına aykırı işgal şeklinde sürdürüldüğünü açıklamış, temyiz dilekçesinde de; işgal eden kişilerin birbirlerine yakın olması, süresinde yapmış olduğu başvuruların yetkili makamlarca karşılanmaması nedeniyle girişimlerinin sonuçsuz kaldığını ileri sürdüğüne göre davacı İbrahim'in bu yer üzerindeki zilyetliğinin malik sıfatıyla geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir. Esasen davacının kazanma bakımından zorunlu olan diğer koşullar yönünden zilyetliğinin malik sıfatıyla geçtiğini de kanıtlaması gerekir. Savunmaya ilişkin deliller toplanılmadan uyuşmazlık hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Her ne kadar listede isimleri geçen tanıklar açılan elatmanın önlenilmesi ve yıkım davasının davacıları arasında yer alan kişiler ise de, davalı Orhan, aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası nedeniyle bu tanıkların dinlenilmesini istediğine göre, HUMK.nun 254 ve devamı maddeleri gözönünde tutularak davalı tanıklarının da dinlenilmesi, aynı parsel kapsamında kalan taşınmaz bölümleri hakkında Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 2001/517 esas nolu dava dosyasının getirtilip uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, ondan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davacı İbrahim'in davasının kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Elatmanın önlenilmesi davasının davacısı Ali Karagöz 27804 ada 1 parselin paydaşları arasında bulunmaktadır. Adı geçen kişi tapu kaydına dayanarak elatmanın önlenilmesi ve yıkım isteğinde bulunmuş olup payına ilişkin tapu kaydının iptal ve tescili istenilmediğine göre açmış olduğu elatmanın önlenilmesi ve yıkım davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken onun davasının da reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı-karşı davacı Orhan ve Ali Karagöz vekilinin bu yönlere ilişen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün kabule ilişkin bölümü ve davacı Ali Karagöz'ün elatmanın önlenilmesi davasının reddine ilişkin bölümlerinin HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 622,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden Orhan Yüksel ve müştereklerine iadesine ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1,00 YTL'nın temyiz eden Ahmet Kılınç'tan alınmasına 24.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy