(3402 S. K. m. 14, 15, 33) (4721 S. K. m. 676) (1086 S. K. m. 258, 259, 265)
Dava: Z. T. ve F. T. ile R. T. mirasçıları R. T. ve müşterekleri, dahili davalılar Y. T. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair A. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.02.2004 gün ve 84/6 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar R. T. ve müşterekleri vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.02.2006 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden R. T. ve müşterekleri vekili Avukat İ. geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, ortak miras bırakan A. T.'den kalan, dava konusu taşınmazın taksim sonucu 1/3 oranında vekil edenleri ile davalıya bırakıldığı halde kadastro sırasında tamamının davalı adına tespit ve tescil edildiğini belirterek tapu kaydının kısmen iptali ile 1/3' er oranda vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı R. T., ortak miras bırakandan kalan bu yerin anlaşma sonucu adına tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölmesi üzerine,davaya katılan mirasçıları R. T. ve arkadaşları vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile tapunun 2/3 payının iptaline,1/3' er oranda davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı R. mirasçıları R. ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişme konusu parsel, tapu ve vergi kaydına rastlanılmadığı, A. T.'nin zilyet ve tasarrufunda iken1982 yılında oğluna sattığı belirtilerek 19.08.1990 tarihinde kadastro yolu ile davalı R. T. adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davanın tarafları arasında dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan A. T.'dan kaldığında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözüme kavuşturulması gereken husus, tüm mirasçıların katıldığı geçerli taksimin yapılıp yapılmadığıdır. Yerel bilirkişi A. Ç. ve davacı tanığı A. G.,kadastro tespitinden sonra 2001 yılında taksimin yapıldığını ancak yazılı belge düzenlenmediğini belirtmişler, davalı tanıkları İ. Ç. ve M. E.,1979 yılında yapıldığını, taşınmazın davalı adına yazılmasına davacıların itiraz etmediklerini ancak sonradan bunu kabul etmediklerini bildirmişlerdir.
TMK. nun 676 maddesi hükmü uyarınca; mirasçılar arasında yapılan paylaşımın geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 33. maddesi uyarınca genel hüküm niteliği kazandırılan aynı Kanunun 15/1 maddesi uyarınca, tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında tapuda kayıtlı olmayan malların ise 14. madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri her türlü delillerle kanıtlanabilir. Bu açıklamalara göre, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla elbirliği mülkiyetinde olan taşınmazın taksim tarihi geçerlilik koşulu bakımından önemlidir. Kadastro tapusu oluştuktan sonra yapılan taksimlerin yazılı belge ile aksi durumda her türlü delille kanıtlanması mümkündür.
Somut olayda; yazılı taksim senedine dayanılmadığına göre taksimin yapıldığı tarih bakımından tanıkların ifadeleri arasındaki aykırılığın giderilmesi gerekir. Taraf tanıklarının HUMK.nun 258.maddesi hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, ortak miras bırakan A. T.'dan kaldığında uyuşmazlık bulunmayan taşınmazda tüm mirasçıların katıldığı geçerli taksimin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tarihinin bildirilmesi, ifadeler arasında aykırılık çıktığı takdirde aynı Kanunun 265. maddesi hükmü göz önünde tutularak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir iken bu husus giderilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de, mirasçılar arasında görülen bir dava olduğundan diğer mirasçıların davaya katılmasına gerek olmadığı halde davaya katılmaları doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalılar R. T. ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 450 YTL. Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine ve 10,10 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy