(4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 2)
Dava: Mustafa Mayti ile Hazine ve İkizce Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kahta Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.05.2005 gün ve 345/188 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın, miras, taksim, eklemeli zilyetlik hukuki nedenine dayanarak adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi oturumlara katılmamış, davalı Hazine temsilcisi ise neden göstermeksizin davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 10.11.2004 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 3358,16 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 7186,04 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK 713/1 maddesi uyarınca kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescil davasıdır.
Dava konusu taşınmaz 18.03.1983 tarihinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle 766 sayılı Kanunun 2. maddesine göre tespit dışı bırakılmıştır. Tapulama paftasında ise tapulama harici açıklamasıyla yetinildiği görülmüştür. Dava konusu yere bitişik 98 parsel kadastro çalışmalarında davacı, 106 ve 99 parseller ise üçüncü kişiler adına belgesizden tespit ve tescil edildiği kadastro tutanaklarından anlaşılmaktadır.
Taşınmaz başında dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları dava konusu yeri davacının babası Mehmet tarafından 7-8 yıl öncesine kadar ziraat yaparak uzun yıllar zilyet ve tasarruf ettikten sonra ölümü ile mirasçıları arasında yapılan taksim ile davacıya isabet ettiğini, sınırlarında bulunan derenin, yalnızca kış aylarında kar, yağmur suları taşıyan kuru dere olduğunu, taşınmazın 2 yıl kadar önce T.P.A.O tarafından açılan yol nedeniyle ikiye bölündüğünü bildirmişlerdir. Teknik bilirkişinin düzenlediği rapor ve krokisinde taşınmazın tapulama harici alanda kaldığı A ve C harfiyle gösterildiği kısımları davacının kullandığı, aralarında B ile gösterdiği yolun bulunduğu, ziraat mühendisi bilirkişi ise taşınmazın toprak yapısından uzun yıllardır tarım yapıldığının anlaşılıp halen buğday hasatı yapıldığı ve 3. sınıf kuru tarım arazisi olduğu belirtilmiştir.
Yapılan inceleme ve araştırma ve toplanan delillere göre taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğu saptanıp öncesinde olduğu gibi, kadastro tespitinde tespit dışı bırakılmasından itibaren de dava tarihine kadar muris ve davacı tarafından zilyet ve tasarruf edildiği ve edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu belirlendiğine göre davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 17.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy