(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 2) (3116 S. K. 1, 3, 4) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Hikmet Balcı ile Hazine, Rumelifeneri Köyü Tüzel Kişiliği ve Orman İdaresi Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Sarıyer 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.06.2005 gün ve 743/247 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine ve Orman İdaresi vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan ve orman sınırlama hattının dışında kalan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya hukuksal nedenlerine tutunarak müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, duruşmalara katılmamış ve yanıt vermemiştir.
Davalı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın kadastroda tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davacının davasının reddi ile TMK. 713/6 maddesine göre Hazine adına tescilini istemiştir. Davalı Orman İdaresi vekili ise taşınmazın orman sınırlama hattı içinde kaldığını, arazi kadastrosunda tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ormancı bilirkişilerin rapor ve krokilerinde A harfi ile gösterdikleri 4190, 24 m2'lik taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine ve B harfiyle gösterilen 3465 m2 kısmın orman sınırlama hattı içerisinde kaldığından Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar-ihya yoluyla edinilebilmesi için öncelikle özel mülkiyete konu yerlerden olması gerekir. Mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki; Davacı, taşınmazın kadastroda tespit dışı bırakılan bir yer olduğunu ileri sürmüştür. Taşınmazın hangi sebeple tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup araştırılmamış ise de dosya içerisinde bulunan ve davaya konu taşınmaza komşu olan 92 nolu parsele ait kadastro tutanağındaki bilgilerden ve krokiden, davaya konu yerin Devlet ormanı olarak belirtildiği ve kadastro çalışmalarının 1960 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Kadastro Müdürlüğü'nün 23.09.2002 tarihli karşılık yazısında, orman kadastro paftaları ve dosyalarında teknik eksiklik ve yanlışlıklar sebebi ile 21.02.2001 tarihli yazı ile Orman İşletme Müdürlüğüne iade edildiği ve bugüne kadar da düzeltilerek gönderilmediğini açıklamıştır.
Öte yandan, orman sınırlama harita ve tutanaklarının celbi için orman idaresine yazılan müzekkereye cevaben gönderilen belgelerden; bu yerde 10.10.1938 tarihinde 3116 sayılı Kanuna göre orman sınırlama çalışması yapıldığı ve kesinleştiği, 1976 yılında ise 1744 sayılı Kanuna göre 2.madde uygulaması ve aplikasyon işleminin yapıldığı, yine üst yazıdan da 2896 ve 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanuna göre 2/B çalışması yapıldığı bildirilerek, 1744 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon ve 2/B haritası gönderilmiştir. Bu haritaya göre davaya konu taşınmazın bulunduğu yerden geçen 360 ve 361 O.T.S noktaları arasındaki sınırlama hattı ile 92 nolu arazi kadastrosu parseli arasındaki sınırlama hattı dışında kalan bir alan mevcut iken Kadastro Müdürlüğünün yukarıda sözü edilen yazısı nedeniyle yeniden 360-361 OTS noktalarını birleştiren hat ile 92 parseli birlikte gösteren haritaların istenmesi üzerine bu kez orman idaresi 02.11.2004 ve 29.04.2005 tarihli yazıları ile orman sınırlama haritasının arazi kadastro parsellerini de içerir şekilde göndermiş, bu haritalarda 92 parsel ile orman sınırlama hattı arasında, orman sayılmayan bir alan olmadığı gibi 92 ve 93 parsellerin bir kısmının da orman sınırlama hattı içinde kaldığı görülmektedir.
04.06.2004 tarihinde bazı hava fotoğrafları ve memleket haritaları da temin edilerek yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının 13-14 yıl önce satın alarak taşınmaza ağaç diktiğini, bu şekilde kullandığını, orman olmadığını, satın aldığı kişilerin burada tapulu yerlerinin bulunduğunu, ancak sınırlarını tam olarak bilemediklerini söylemişler, ziraat mühendisi raporunda, keşfi yapılan taşınmazda 7-15 yaş arasında meyve ağaçları ile 25 yaşında 12 adet kayısı ağacının bulunduğunu belirterek bu hale göre taşınmazın 1.sınıf tarım arazisi olduğunu bildirmiştir.
Teknik bilirkişi ise raporunda dosya içinde mevcut 1957, 1972 tarihli haritaların renksiz olması nedeniyle taşınmazın orman ile ilişkisinin belirlenemediğini, Kadastro Müdürlüğü'nün yazısında da orman kadastro paftalarında teknik eksiklik ve yanlışlıklar olduğu bildirildiğinden orman tahdit haritalarında bir hatanın mevcut olduğu ve kadastro parsellerinin orman kadastro paftasına hatalı işlendiğinin anlaşıldığı bu nedenle dosya içindeki belgelerle sonuca varılamayacağını, gerekli belgeler geldikten sonra görüş ve kanaatini bildireceğini açıklamıştır.
Orman bilirkişileri Prof. Dr. Ahmet Hızal ile Ünal Asan 28.12.2004 tarihli raporlarında; taşınmazın kesinleşen en son sınırlama haritasında orman sınırlama hattı dışında gösterilip, orman sınırları da gösteren tapulama paftalarında ise tescil harici Devlet ormanı olarak belirtildiği bu şekilde her iki paftada konumlarının farklı göründüğü, 1938 yılındaki ilk orman sınırlamasından sonra 1958 yılında yapılan tapulama tespitinde orman göründüğü için tescil harici bırakılan bu yerin vasıf yönünden gerçek durumunun tespiti için celp olunan hava fotoğrafları ile haritaları tarih ve nitelik itibariyle böyle bir incelemeye uygun olmadığı, taşınmazın eski orman açması olup olmadığına karar verilemediği, bu nedenle 1958 yılı öncesine ait hava fotoğrafları ve o yıllara ait renkli haritaların ve 1938 tarihli tahdidindeki konumunun da ancak 360-361 OTS noktalarına ait koordinat değerlerin bilinmesiyle mümkün olacağını açıklamışlardır.
Bundan ayrı davalı Orman İdaresi savunmasında delil olarak aynı yerle ilgili Mihriban Menekşe ve arkadaşlarının, Orman İdaresi ve Hazine aleyhine açtığı, Kadastro Mahkemesinin 1989/136 esas, 1998/2 karar sayılı tescil davası bulunduğunu ve yine Sulh Ceza Mahkemesinde 2000/1128 esas, 2004/14 karar sayılı orman arazisini işgalden 6831 sayılı Kanuna göre cezalandırılması isteği ile aynı yer için eldeki davanın davacısı aleyhine açılmış ve henüz temyiz aşamasında bulunan davalar olduğunu bildirmiştir. Bu dosyalar taşınmazın niteliğinin belirlenmesine, taşınmaza ait bir tapu oluşup oluşmadığının saptanmasında ve davacının zilyetliğinin bulunup bulunmadığının tespitinde önem taşımasına rağmen getirilip incelenmemiştir.
Baştan beri açıklandığı üzere kadastroda tespit dışı bırakıldığı anlaşılan taşınmazın ne sebeple tespit dışı bırakıldığı, birleşik kadastro paftası da istenerek Kadastro Müdürlüğünden sorulup belirlenmeli, teknik ve orman mühendisi bilirkişilerin raporlarında belirttikleri şekilde 1938 yılında yapılan orman sınırlaması çalışmaları ile taşınmazın yer aldığı 360-361 O.T.S noktalarına ait koordinat değerlerini içeren sınırlama haritası ve daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B maddesi uygulamalarıyla düzenlenen haritaların ve 1938 ile 1958 yılları arasında çekilmiş, hava fotoğrafları ile o yıllara ait varsa renkli haritaların ilgili yerlerden istenmesi ve Kadastro Müdürlüğünün 23.09.2002 tarihli yazısında açıklandığı gibi orman kadastro paftalarının teknik eksiklik ve yanlışlıklarının düzeltilerek oluşturulan orman kadastro haritasının orman idaresi ve kadastro müdürlüğünden istenip dosya içine alınması, yukarıda esas ve karar noları belirtilen Kadastro Mahkemesi ve Sulh Ceza Mahkemesi dosyalarının celbi ile yerinde yerel bilirkişiler, orman mühendisi, ziraat mühendisi ile teknik bilirkişilerle yapılacak keşifte uygulanıp taşınmazın orman sınırlama sınırı içinde kalıp kalmadığı açık ve kesin şekilde belirlenip denetime imkan tanıyacak ölçekli kroki ve rapor alınması, ondan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman İdaresine iadesine 24.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy