(4342 S. K. m. 4) (4721 S. K. m. 713)
Dava: İbrahim Tümer ile Hazine, Velihimmetli Köyü Tüzel Kişiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2001 gün ve 568/134 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmaz bölümlerinin 20 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, teknik bilirkişi İsmail Tosunoğlu'nun dosyaya sunduğu 12.04.2000 günlü rapor ve krokilerinde B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki davanın reddine, krokide A ve C harfi ile işaretlenen taşınmaz bölümlerine yönelik davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin mera olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu ve kabulüne karar verilen taşınmaz bölümlerinin 1959-1962 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Komşu 2265 sayılı parsel, kadastro çalışmaları sırasında 1024 ve 1025 sayılı parsellere uygulanan 1937 tarih 94 tahrir nolu vergi kaydının doğu ve güney sınırlarını mer'a okuması nedeniyle miktar fazlası olarak Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin hükmüyle Hazine adına tescil edilmiştir. Sözü edilen vergi kaydının malikleri İbrahim oğlu Rıza ve Mevlüt Tümer olup, Rıza Tümer'in dosyadaki bilgilere göre İbrahim Tümer'in babası olduğu belirlenmiştir. Kabulüne karar verilen taşınmaz bölümleri ile reddedilen B bölümü de dahil vergi kaydının güney ve doğusunda yer alan taşınmazlar olduğu teknik bilirkişi rapor ve krokisiyle saptanmıştır. 2265 nolu parselden sonra taşlık ve tepelik kısım, ondan sonra gelen ve krokide B harfi ile gösterilen taşınmaz parçasının ise, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, halen taşlık ve ziraate elverişli olmayan arazi olarak ifade edilmiştir. A, B ve C'nin doğu tarafı halen taşlık arazi olduğu teknik bilirkişinin krokisi ile sabittir. Davacının babasına ve müştereklerine ait 1937 tarih 94 tahrir nolu vergi kayıt miktarı kadar taşınmaz 1024 ve 1025 sayılı parsellerle kayıt maliklerine verilmiş olup, vergi kaydının doğu ve güneyi mer'a okuması reddine ve kabulüne karar verilen taşınmaz parçalarının da bu yönlerde yer almaları gözetildiğinde, vergi kaydı hukuken ve halefiyet kuralı gereğince davacıyı da bağlamaktadır. Reddedilen B ile kabul edilen A ve C harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin doğuda ve batıda bulunan taşlık ve ziraate elverişli olmayan arazinin bir bütünü olup, mer'a niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Kabul edilen taşınmaz parçalarının mer'anın bütünlüğünü bozduğu açıktır. 4342 sayılı Mer'a Kanununun 4.maddesi uyarınca; mer'a, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete konu olamadığı gibi, amacı dışında kullanılması, zamanaşımıyla edinilmesi ve sınırlarının daraltılması ya da bütünlüğünün bozulması mümkün bulunmamaktadır. Davacının babasına ait vergi kaydı uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu tarafı mer'a okuduğuna ve bu kayıt hukuken davacıyı da bağladığına göre uyuşmazlık konusu taşınmazların mer'adan açıldığının ve elde edildiğinin de kabulü gerekir. Bu bakımdan açıklanan hukuki ve somut olgular karşısında A ve C harfleri ile gösterilen taşınmaz kısımları hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy