(1086 S. K. m. 258, 259, 409) (4721 S. K. m. 713, 996) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Mehmet Nafi Balbudak ve müşterekleri ile Hazine, Gölbaşı Belediye Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Karaoğlan Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.03.2005 gün ve 30/247 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Karayolları Genel Müdürlüğü vekili ile Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni tarafından 877 nolu parselle birlikte malikinden satın aldığını, 30 yılı aşkın bir süreden beri satıcısı ile vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Gölbaşı Belediyesi vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili, kamulaştırma paftasının zemine uygulanmasını, yola bir tecavüzü bulunmadığı taktirde açılan davaya bir diyeceklerinin olmadığını bildirmiştir.
Davalı Karaoğlan Köyü Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarına yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Nuri Usanmaz'ın rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 2874 m2'lik taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve Karayolları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, harici satın alma, eklemeli zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, taşınmazın niteliği yönünden duraksama hasıl olmaktadır. Dosya arasında bulunan tüm bilgi ve belgeler ile dosyaya eklenen diğer derdest olmayan dosyaların kapsamları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusu taşınmaz 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Taşınmaz açıklanan bu niteliği itibariyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olup, diğer kazanma koşulları yanında 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyayla ilgili tüm olumlu ve olumsuz koşullarında olayda gerçekleşmiş bulunması ve taşınmazın nitelik itibariyle kazanmaya elverişli olması gerekir. Davacı, tescil konusu taşınmazı 877 parseli tapuda 14.12.1977 tarihinde yapılan satış ve devirle birlikte satın aldığını ve bu tarihten itibaren zilyet ve tasarrufunda olduğunu ileri sürmüştür. Keşifte dinlenen uzman bilirkişi ziraat yüksek mühendisi Zeki Uzuntaş'ın dosyaya sunduğu 18.5.2004 günlü raporlarında, ...taşınmazın kuzeyinde ekili ve dikili olmayan kadastro harici yer olduğunu, bu taşınmazın kuzeyinde bulunan arazi üzerinde, ayrık çeşitleri, koyun yumağı ve üç gül çeşitleri gibi mer'a bitkilerinin... bulunduğunu bildirmiştir. 12.2.2003 günlü keşifte dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın otlakiye olduğunu ve Karaoğlan köyünün hayvanlarının sürekli otlatıldığı taşlık yer olduğunu açıklamışlardır. Yine dosya arasında bulunan Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1997/68 esas ve 1998/1029 karar sayılı dava dosyası Ali Kaşıkara tarafından açılmış olup, otlakiye olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ancak hüküm henüz taraflara tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu dosyaya konu olan yer ile tescili istenen yer 1952 yılında tapulama dışı bırakılan taşlık sahada kalan yerler olup, iki krokinin karşılaştırılmasında birbirlerine çok yakın oldukları gözlenmiştir. Bundan ayrı Hazine savunmasında; dosya arasında bulunan ve Muharrem Göcen tarafından açılan HUMK. nun 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilen Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/679 esas ve 1999/5 karar sayılı dosya ile yerel bilirkişilerin keşifteki beyanlarına göre, İsmail Özcan tarafından açılan aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine ait ve taşınmaza çok yakın olduğu açıklanan 1994/35 E. sayılı dosya da getirtilerek değerlendirmeye alınmamıştır. Belirtilen bilgiler karşısında taşınmazın bulunduğu Karaoğlan köyüne ait kadim ve tahsisli mer'a kayıtları bulunduğu yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmemiştir. Kadastro sırasında 877 sayılı parsele revizyon gören 9.4.1938 tarih 245 tahrir nolu vergi kaydı yapılan keşiflerde uygulanmadığı, bu vergi kaydının taşınmaz yönünü tepe okuduğu belirlenmiştir.
Açıklanan bu somut olgular karşısında, yukarıda belirtilen tüm bilgi ve belgeler, açıklanan dosyalar ile taşınmazın kenarından geçen Ankara - Konya yoluna ait kamulaştırma paftası ve evrakları ile kadim ve tahsisli mer'a kayıtlarının uzman teknik ve yerel bilirkişiler ile tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanması, taşınmazın kadim mer'adan açılan yerlerden olup olmadığının sorulup belirlenmesi, kadim ve tahsisli mer'a kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulması, mer'adan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın kadim ve tahsisli mer'adan elde edilen yerlerden olmadığının anlaşılması halinde, bu taktirde taşınmazın taşlık niteliği ile tespit dışı bırakıldığı gözetilerek 3402 sayılı Kanunun 17. maddesinde açıklanan imar ve ihyayla ilgili tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılmasına çalışılması, kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren başladığının gözönünde tutulması, kamulaştırma paftasının uygulanması sonucu taşınmazın karayoluna bir tecavüzü olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazın niteliği ve durumu konusunda uzman ve teknik bilirkişilerden gerekçeli karşılaştırmalı rapor sunulmasının istenmesi, kültür arazisi açısından inceleme yapılırken taşınmaz ve çevresi bir bütün olduğu düşünülerek toprak yapısının buna göre incelenmesi ve uzman bilirkişiden rapor istenmesi, davacının satın aldığını iddia ettiği 877 ve bu parselden ifrazen oluşan 2227, 2228 ve 2229 sayılı parsellere ait tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, az önce açıklanan ve derdest olmayan esas ve karar numaraları verilen tüm dosyaların kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin keşif yapılırken ve ayrıca hüküm kurulurken gözönünde tutulması ve değerlendirmeye alınması, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/68 E, 1998/1029 K. sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile Karayolları vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 814,00 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Karayolları Genel Müdürlüğüne iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy