(4721 S. K. m. 713)
Dava: B. Başoda ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.06.2002 gün ve 1360/788 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, babasından bağış suretiyle devralma ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 117 ada 12 parselin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3918.80 m2 yözölçümündeki davaya konu 117 ada 12 parsel 04.05.1995 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları esnasında 27.02.1973 gün 41 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak ve arsa niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Dayanak tapu kaydı 4753 ve 5618 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilmiştir. Dayanak tapu kaydına ait 12.10.1972 tarihli belirtmelikte taşınmazın köy yerleşim alanı içerisinde kaldığı, Hazine adına tescil edilmesi için belirtmesinin yapıldığı açıklanmıştır.
Davacı vekili, belirtmeden önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin belirtme tarihine kadar 20 yıla ulaştığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından, taşınmazın 1950'li yıllardan beri davacının babası M. tarafından ev olarak tasarruf edildiği, 25-30 yıl önce davacıya bağışladığı açıklanmıştır. Mahkemece, bu açıklamalar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmişse de belirtme tarihine kadar davacı yararına 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur. Şayet zilyetliğin başlangıç tarihi olarak bildirilen 1950'li yıllardan kasıt 1951 veya 1952 tarihleri ise belirtme tarihi olan 12.10.1972'ye kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamış olacaktır, şayet kastedilen 1953 ve sonrası ise bu durumda 20 yıllık zilyetlik süresi dolmuş olacaktır. Bu nedenle yerel bilirkişi ve tanıkların davetiye ile çağrılarak, davacının babasının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi ve ne şekilde sürdürüldüğü, zilyetliğin davacıya ne zaman ve nasıl geçtiği kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde çelişkinin giderilmesine çalışılması, zilyetliğin başlangıç tarihi duraksama yaratmayacak şekilde belirlendikten sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 05.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy